Kimi vatandaşlarımızın ciddi tıbbi yardıma ihtiyacı var. Her yerde düşman, her olayda derin komplo gören, komplolarla çevrili olduğumuza inanan bu vatandaşlarımızın durumları gerçekten tıbbın alanına giriyor.
Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığı açıklandığı gün Fransa Meclisi’nden Ermeni soykırımını inkâr yasasının geçmiş olmasını bu vatandaşlar oldukça “anlamlı” bulmuş.
Sanıyorlar ki İsveç Bilimler Akademisi’nin üyeleri Fransa Meclisi’nde olan biteni izliyor ve açıklamayı kasıtlı olarak aynı güne denk getiriyor!
Böyle bir komplo ilişkisi kurabilmek için dünyayı ve insanları hiç tanımamak gerekir. Zaten o vatandaşların dünyadan korkmalarının ardında da bu bilgisizlik yatıyor.
Bunlar Orhan Pamuk’un Nobel Ödülü almasına sevinemiyorlar. Sanki fen bilimleri ya da toplum bilimleri alanında dünya çapında tanınan ve ödüller almış yüzlerce Türk varmış gibi, sanki her yıl Nobel ödülleri listesine bir Türk girermiş gibi Orhan Pamuk’un ödülüne burun kıvırıyorlar.
Bu da tıp alanına giren bir ruhsal durumun sonucudur.
Nobel ödülleri hakkında uzun tartışmalar yaşanmıştır. Bu ödülü reddedenler de vardır. Ama bütün bunlar Nobel ödüllerinin dünyanın en önemli ödülleri olduğu gerçeğini değiştirmemiştir.
Birkaç gün içinde dünyanın, evet dünyanın, Çin’in, Tayvan’ın, Kolombiya’nın, Güney Afrika’nın, bütün dünyadaki kitapçıların vitrinlerini Orhan Pamuk’un kitapları dolduracak.
Türkiye adını hep zulüm, işkence, savaş, ölümle, askeri darbelerle, demokrasi ve insanlık suçlarıyla duymuş olan yüz milyonlarca insan Türkiye’yi çok farklı bir yanıyla tanımış olacaktır.
Milyonlarca insan, bu ödül sayesinde Türk edebiyatının, sanat ve kültürünün ürünlerini görecek, tanıyacak ve Türkiye’nin sadece bir kötülükler ülkesi olmadığını anlayacaktır. Türkiye’yi merak eden, Türk kültürünü, tarihini yakından tanımak için yola çıkacak dünyalı sayısı da artacaktır.
Bunu görememek, buna sevinememek, ilk kez bir Türk’ün adının, Türkiye’nin adının Nobel listesine yazılmasının önemini anlayamamak için gerçekten özel bir ruh haline sahip olmak gerekiyor.
Bu ruh hali Türkiye’yi dünyaya kapatıp, korkuları içine hapsedip, her yerde öcü görerek ve göstererek sadece kaygılarıyla yaşamaya mahkûm eden, etmeye çalışan ruh halidir.

