Senaryolar

Haberin Devamı

Bir süredir Türkiye üzerine senaryolar üretilmeye başlandı. Bu senaryoların tümü de hayra değil, şerre dönük.

Senaryoların en ciddisi, Türkiye’nin Kuzey Irak’a müdahalesiyle başlayan bir savaş öngörüsüdür.

Buna göre Türk askeri Kuzey Irak’a girdikten sonra bir yanda PKK ile çatışacak; diğer yandaysa peşmergelerle, hatta Amerikan askerleriyle savaşacaktır.

Aynı senaryoda Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmişken burada Kürt devleti kurulmasını engelleyecek ya da geciktirecek tedbirler alınması, hatta Kerkük meselesine el atılması bile vardır.

Dolayısıyla Türkiye Kuzey Irak’tan çıkamayacaktır. Bunun sonucu ise Türkiye topraklarının da savaş alanı olmasıdır. PKK’nın yanı sıra Barzani ve Talabani’yle ilişkisi olan Türkiye içindeki çevreler de savaşa katılacaktır. Yani büyük şehirlerde bombalar patlayacak, insanlara suikastlar yapılacak ve Türkiye, şu anda Irak’ta yaşananlara benzeyen bir ortama sürüklenecektir.

***

Bu senaryo, Türkiye’nin kanla parçalanması, daha fakir, daha güçsüz bir ülke haline getirilmesi senaryosudur.

Böyle senaryoların sadece büyük güç merkezlerinde değil, ulu orta da konuşulmasının kaynağı ise yönetim boşluğudur. Stratejik hedeflerini kaybedildiği, yönetimin olayların peşinden sürüklendiği ortamlarda böyle senaryolar üretilir.

Avrupa Birliği hedefinin çeşitli nedenlerle iyice silikleşmesi, geleceğe dönük umut ve güven içeren planların yok olmasıyla Türkiye tekrar siyasi ve toplumsal türbülansa girdi, sokuldu.

Bu türbülansa karşı pilot uçağa egemen olmak yerine, uçağın içinde sallanıp yuvarlanıyorsa, uçaktakilerin kafasında da en kötü ihtimaller, en vahim senaryolar oluşur.

***

Eğer 22 Temmuz seçimleri sonrasında güven verecek, toplumu ve kişileri ülkeyi yönetebileceğine inandıracak bir yönetim oluşmazsa daha çok felaket senaryoları dinleyeceğiz. Gelecekle ilgili endişelerimiz artacak. Bunun sonucu da yeni hataların üst üste yığılmasıdır.

Yeni dönemde Türk toplumuna yeniden Avrupa Birliği gibi ortak ve umut vaat eden bir hedefin konulması, bu hedefe dönük güçlü bir toplumsal hareket sağlanması şarttır.

Türk toplumunun son dönemde içine itildiği çözümsüz kavgalardan sıyrılması ancak böyle sağlanabilir. Bu olmadığı sürece de en vahim senaryolar dünyanın bütün merkezlerinde üretilmeye devam edecek ve Türkiye korkularıyla kuşatılmış, dünyadan soyutlanmış bir topluma dönüşecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR