Haberin Devamı
Ankara’da tam bir hukuk karmaşası yaşanıyor. Anayasa Mahkemesi kendi içinde bölünmüş durumda, Danıştay ve Yüksek Seçim Kurulu uyum sağlayamadı.
Bugünkü teknolojik imkânlara rağmen Ankara hâlâ ne vatandaşını ne de seçmenini sayabiliyor.
6 milyon fazla seçmenin yarattığı soru işaretleri, seçimin ertesi günü başlayacak kavgaların da habercisidir. Hükümet de bu seçime “şaibeli” diyecek olanlara karşı kendini savunabilecek durumdan çıktı.
Bu karmaşanın temelinde iki ciddi sorun vardır. Yargı en tepesinden başlayarak “siyasi” etkilere açık hale gelmiştir. Siyasileşme hemen her olayda etki-tepkilerle kartopu gibi büyüyor, her sorunda çatışma yaşanıyor.
Yargı düzeni siyasi etkilere açık olduğunda “hukuk” ve “adalet” kavramları da sürekli olarak tartışılır ve işte bu hale gelinmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanı seçimindeki 367 kararı, türbanla ilgili anayasa değişikliğinin iptali ve AKP’nin kapatılmasıyla ilgili kararlarıyla yüce yargı da siyasi etkilere açık olduğu izlenimi yaratmıştır. İnsanların bu kararların sadece “hukuki” olduğuna inandırılması güçtür.
Son olarak Anayasa Mahkemesi ile Danıştay ve Yüksek Seçim Kurulu arasındaki uyumsuzluk, hatta çatışma da aynı şekilde bir siyasi çatışma olarak görülecektir.
Bu duruma gelinmesi yine yönetim “zaafı”ndan kaynaklanıyor. AKP, hukukun kendine göre siyasileşmesinde bir sakınca görmediği izlenimi veren icraatlara girişince bunun karşılığının da ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur.
AKP hükümeti yasal düzenlemelerde de çok kere temel hukuk düzenini dikkate almayan, bazı hukukçuların “acemilik” bazılarının da “bilgisizlik” olarak nitelediği durumlara düşüyor. Ayrıca, kendisini aşırı “muktedir” gören yönetim anlayışı hukuki sorunların çözümü için siyasi manevralara başvurduğunda, yargının siyasileşmesi zirveye vuruyor.
Seçmen kütüklerinin düzenlenmesi ve az nüfuslu beldelerin belediye olmaktan çıkarılması da temel yanlışların son örnekleri olarak önümüzdeki yerel seçimi hukuki açıdan tartışmalı hale getirdi.
Hukuk ve yargıyla ilgili kavramlar açısından eksik bir hükümet, başarısızlıklarına türlü çeşitli bahane bulmaya, başkalarını suçlamaya kalkar. AKP de böyle yaparken aslında hukuk düzenine verdiği zararları görmüyor.

