Hukukçular farklı dayanaklarla değişik görüşler bildiriyor. Bunların çoğunun da hukukçu olmayanlar tarafından anlaşılması pek mümkün olmuyor. Ancak ortaya kesin olarak çıkmış bir durum vardır: DEHAP son genel seçime sahtecilik yaparak katıldığı gerekçesiyle mahkûm olacaktır. Buraya kadarı anlaşılıyor, ama bundan sonrası karışık. DEHAP seçime sahtecilik yaparak katıldığı için Yüksek Seçim Kurulu'nun bir karar alması gerekmektedir. Bu karar, DEHAP'ın aldığı oyların "geçersiz oy" sayılması yönünde olursa bir seçim kararı alınmasına gerek kalmaz. DEHAP zaten barajı geçememiş ve Meclis'e girememiştir. Bu karar verildiği zaman DEHAP'a verilmiş olan 2 milyon oy "boşa" gitmiş olacaktır. Burada "kuru hukuk"un ötesinde bir durum vardır. Bu 2 milyon vatandaşın oyu boşa gitmiş olmaktadır. Yüzde 10 baraj dolayısıyla pratikte zaten oyların yüzde 50'den fazlasının "boşa" gitmesi diye bir sorun vardır. Ancak bu 2 milyon oy da belli bir "siyasi irade"nin ifadesi olan oylardır. Eğer DEHAP seçime girmeseydi, Yüksek Seçim Kurulu o dönemde bu yönde bir karar alsaydı, bu oyların bir bölümü kuşkusuz bağımsız adaylara gidecek, bir bölümü de diğer partilere dağılacak ve oranlar önemli ölçüde değişecekti.
Sorunu AKP'nin kararı çözer
Yüksek Seçim Kurulu'nun, DEHAP ile ilgili karar üzerine "seçimin tekrarı" kararı alması zor olabilir. Türkiye'de en çok tekrarlanan ve en az inanılan formüllerden biri "yargının bağımsızlığı" dır. Herkes bu sözü tekrarlar durur ama kimse buna inanmaz. Yüksek Seçim Kurulu da yargının bir parçasıdır. YSK hem kendini hem durumu kurtaran bir "hukuki formül" bulup sorumluluğu kendi üzerinden atmaya çalışacaktır. Bu aşamada Meclis'in devreye girmesi gerekmektedir. Meclis, yani AKP ileriye dönük "meşruiyet" tartışmalarını sona erdirmek ve parlamentoya daha da güçlü olarak gelebilmek için seçim kararı alabilir. Üstelik bu genel seçim 2004 nisanındaki yerel seçim ile aynı gün yapılabilir. Böylece iki seçim tekrar bir araya getirilerek, siyasi tansiyon süresi daraltılmış olur. Toplumdaki ana eğilimler hem Ankara'ya hem yerel yönetimlere aynı ağırlıkla yansıdığı zaman siyasi istikrar açısından daha uyumlu bir ortam da yaratılmış olacaktır. Şu anda hiçbir kuşku yoktur ki, AKP böyle bir seçim ortamına en büyük avantajla giren parti olacaktır. Tayyip Erdoğan bir yıl içinde ikinci büyük seçim galibiyetiyle, daha uzun ve daha güçlü olduğu bir iktidar döneminin altyapısını hazırlamak isteyebilir. Son seçim sonuçlarıyla, Türk halkının siyasi iradesinin yarısından fazlası Meclis dışında kalmıştır. Yeni bir seçim bu konudaki tartışmaları da sona erdirecektir. AKP de bugüne kadar yürüttüğü politikaların ve icraatının halk tarafından nasıl görüldüğünü en tartışmasız biçimde anlayabilecek ve bundan sonrasını daha dikkatle planlayabilecektir.
Seçime doğru?
Hukukçular farklı dayanaklarla değişik görüşler bildiriyor. Bunların çoğunun da hukukçu olmayanlar tarafından anlaşılması pek mümkün olmuyor
Haberin Devamı

