Sayın, saymayın

Bir süredir DTP yöneticileri ardı ardına yargı önüne çıkarılıyor. Çok sayıda dava konusu olan ortak suç, Abdullah Öcalan’a “sayın” denilmesi...

Haberin Devamı

Bir süredir DTP yöneticileri ardı ardına yargı önüne çıkarılıyor. Çok sayıda dava konusu olan ortak suç, Abdullah Öcalan’a “sayın” denilmesi...

Tabii, herhangi bir kişiye “sayın” denilmesi bir saygı ifadesidir. Ancak “sayın” kelimesinin kullanılmasıyla ilgili bir yasa maddesi yok.

Savcılar ve yargıçlar bu “sayın” kelimesini “suça övgü” olarak yorumluyor. Böylece de bir inatlaşma durumu tırmanmış oldu. DTP’liler ısrarla Öcalan’a “sayın” diyor, her “sayın” kelimesi için de dava açılıyor, bazıları hemen gözaltına alınıyor.

Biraz yukardan bakıldığında böyle bir “sayın savaşı” onca sorun arasında garip gelebilir. Ama ısrarla “sayın” kelimesinin kullanılması bir inatlaşmadan öte, Öcalan’ın etnik köken üzerine siyaset yapan Kürt hareketlerindeki ağırlığının tekrarlanması anlamına geliyor. Bilinmeyen bir durum değildir. Konuya uzak olanlar bile her vesileyle Öcalan posterlerinin sallanmasından bu gerçeği görebilir.

***

“Sayın” inatlaşmasının bir yanında yine dışarıya dönük bir taktik sezmek de mümkün. Öcalan’a “sayın” diyenler yargılanıp hapse atıldığında Batı’da yine bir kaynaşma başlayacak, birçok siyasi hareket “Türkiye’de insanlar bir sayın kelimesi için hapis yatıyor” demeye başlayacaktır. Çünkü dışardan bakanlar için böyle bir şeyi anlamak kolay olmayabilir.

***

Öcalan’a “sayın” diye hitap edilmesinin bir ucu da Başbakan Erdoğan’ın sorunu olarak ortaya çıktı. Haberi ilk kez Cumhuriyet Gazetesi yayınlamış, Erdoğan’ın Avustralya gezisi sırasındaki bir demecinde Öcalan için “sayın” kelimesini kullandığı öne sürülmüştü. İddianın üzerine CHP Genel Başkanı Baykal atladı, konuyu tekrar tekrar gündeme getirdi. Sonunda Başbakan hakkında bir savcılık araştırması başlatıldı.

Araştırmanın sonunda Erdoğan’ın Öcalan için “sayın” deyip demediği ortaya çıkabilir. Ama Erdoğan’ın ya da herhangi bir siyasinin Öcalan’a bilerek “saygı” göstermesi mümkün değildir. Başbakan’ın da dili sürçmüş olabilir. Aşırı konuşma hastalığına sahip siyasilerin, sırf o hastalık nedeniyle sözlerini karıştırmalarının, dilleriyle beyinleri arasındaki ilişkinin kopmasının onlarca, yüzlerce örneği vardır. Belki Erdoğan da bu nedenle “sayın” kelimesini kullanmış olabilir. Ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın bunu bilerek yaptığını söylemek ve buna inanmak biraz haksızlık gibi geliyor.

Birçok önemli konuyu açıkça konuşamama hastalığından mustarip olduğumuz için, yan konular üzerine tartışıyor, açık konuşmaktan sürekli kaçıyoruz. “Sayın” meselesi de bunun son örneği.

***

not: BBP ve Dink cinayeti
BBP Trabzon İl Başkanı’nın Hrant Dink suikastı sanıklarından birine, terör suçlusu olarak hapishanede yatarken para yardımı yaptığı çoktan biliniyordu. Söz konusu kişi bunu televizyon kameraları önünde de söylemişti. Bu kadar süredir buna ilişkin bir adli işlem yapılmadı. Aylar sonra bu konunun üzerine gidildi ve Dink cinayetini gerçekleştiren örgütlenme ile BBP arasındaki ilişkiler deşilmeye başlandı.

Olayın sıcağında bu ilişkinin üzerine neden gidilmediği sorusu herkesin aklına gelebilir. Konu delil ise bugün konuşulan her şey zaten
o günlerde yayınlanmıştı, herkes bu ilişkileri biliyordu.

Yargının siyasallaşması derken, yargının farklı etkiler altında kalması derken çok uzağa gitmeye, büyük olaylar aramaya gerek yok. Çocukları yaralayan bir bombacının neden hapiste sadece birkaç ay kaldığını, bu arada BBP’den maddi destek aldığını bildiğimiz zaman eski soru işaretleri tekrar tekrar ortaya çıkıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR