Tartışılmasının fazla bir anlamı yok. Hakkari’de dokuz masumun canını alan mayını yolun ortasına koyan, savaş lobisidir. Bu lobinin bazı PKK’lılar eliyle ya da başka bazı olaylarda görüldüğü gibi PKK karşıtı eller tarafından konulmuş olması fark etmez.
İki tarafta da varlığını koruyan savaş lobileri mayını koymuş ve sonucunu, en azından bugün için almışlardır.
Hükümet tarafı, iki bakanın Meclis’te BDP eş başkanları ile yapacağı görüşmeyi ertelemiştir.
Eğer ertelemiş olmasaydı, savaş lobisinin “diğer unsurları” “daha masum insanların, kadınların, çocukların kanları soğumadan katillerin savunucularıyla görüşüyorlar” diye ortalığı yangın yerine çevireceklerdi. Bu bağırışlar başladığı zaman da birçok kişide bir kez daha “acaba görüşme doğru mu, bir işe yarayacak mı” kuşkusu yoğunlaşacaktı.
Her durumda bombalar, mayınlar “işe yarıyor.”
Bundan önce 60’lı yıllarda, 70’li yıllarda 90’larda bu bombaları koyanlar şimdi kendilerini amaçlarına ulaşmış hissedeceklerdir.
Referandum öncesinde muhalefetin, AKP’ye ana saldırı konularından biri “teröre taviz vermek” üzerineydi. İçinde Öcalan ile görüşme de, “Öcalan’ı hapisten çıkaracaklar” iddiaları da dahil edilmiş, halkın terörle ilgili duygularının sandığa hayır oyu olarak yansımasına çalışılmıştı. Buna karşılık AKP’nin tavrı, zaman zaman ağır saldırılar karşısında bükülse de “bir şeyler yapılmalı, en azından görüşme kanalları açılmalı” oldu. Ve halkın çoğunluğu “bir şeyler yapılsın”, hatta “ne yapılırsa yapılsın ve terör sona ersin” diye düşündüğünü ortaya koydu.
PKK ateşkesinin sona ereceği 20 Eylül öncesinde ilk önemli bir siyasi görüşmenin yapılacağı gün Hakkari’de yola mayın konulmasının ve dokuz kişinin öldürülmesinin anlamı ve hedefi çok açıktır.
Bu cinayet savaş lobisinin aynı klasik, alışılmış ve defalarca uygulanmış stratejiyi bir kez daha uygulamak kararında olduğunu göstermiştir.
Öte yandan da; Hükümet’in dün yaptığı gibi geri çekilmek, savaş lobisinin birinci hedefi olduğuna göre ülkenin aynı oyuna bir kez daha kurban edilmemesi için bundan böyle geri çekilmeyip cesaret göstermek de ülkeyi yönetenlerin görevidir.
Savaş lobisinin ülkeyi bir kez daha çıkmaz sokaklara sürüklemesini engellemek için Kürtleri temsil ettiğini söyleyen siyasi örgüt ve kadroların da sorumluluk almaları şarttır. Amaç silahlar susarken sağlıklı bir konuşma ortamının sağlanması olduğuna göre, savaş lobisinin ekmeğine yağ sürecek gerilim politikalarından kaçınmak da zorunludur. Hatta, Hakkari olayı üzerine hemen alınacak ateşkesin en azından uzatılması kararı bile savaş lobisinin önünü kesmek yolunda çok etkili bir karar olabilir.

