Süreyya daha önce de linç ediliyordu. Madalyaları aldı da, linçten öyle kurtuldu. Sonra klasik şark kafasının düz kuralları çalışmaya başladı. Süreyya koşamayacak, Süreyya'lar koşamayacak...
Süreyya olayını iki gündür gazetelerde, televizyonlarda atletizm ve spor dünyasının önemli isimleri yorumlayıp duruyor. Ve bu arada da eşi olan antrenörü eleştiriliyor.
Süreyya diğer Süreyya'lar gibi yıllarca yalnız bırakıldı. Birkaç gerçek spor insanı Süreyya'yı destekledi, o kadar. Süreyya Avrupa Şampiyonu olmadan önce, sürekli tırmanıştaki performansına rağmen önce bir "magazin" malzemesi olarak tanındı.
Ve bütün "magazin" malzemeleri gibi çabuk tanındı, çabuk unutuldu. Ama gerçek spor insanlarının desteğiyle madalyalar alınca tekrar hatırlandı. Milyonlar, bu kez Süreyya'yı "affetmiş", alkışlamaya başlamıştı.
Bunun arkası bir şark klasiği; ifrat ve tefrit. Yıllarca yüzüne bakılmayan kız bir anda ülkenin iftihar listesinin başına geçince "tefrit" başladı.
Her şey Süreyya ve antrenörü için seferber edildi. Herhangi bir kurumsal denetim işlemedi, bu insanlardan sorumlu olması gerekenler, "ne haber, bir ihtiyacınız var mı" sistemi içinde, doğulu sistemi içinde "görevlerini" yerine getirdiler.
Yeni kahramanlar, doğulu kahraman kavramına uygun olarak "emirleri yerine getirilen" ama karışılması mümkün olmayan insanlar olarak görüldüler.
* Sporda başarının gerçek anlamıyla kolektif bir olay olduğunu kimse düşünmedi. Önemli olan Süreyya'nın birkaç madalya daha getirmesiydi.
Bu "elleşme abi"ci şark kafası tam kapasite devrede olunca kaçınılmaz sonuç meydana geldi.
Onlar işlerini bilirler
* Şimdi herkes "suçlu" arıyor. Bütün oklar da eş-antrenöre yönelmiş durumda. Aynı "hızlandırılmış tren" olayındaki iki makinist gibi, aynı Van olayındaki beş polis memuru gibi, bir "suçlu" bulunacak. Halkın önüne o "suçlu" atılacak.
* Atletizmle hiç ilgilenmeyen "spor dünyası" kendi yapısını tartışmamak için, kolay başarılar peşinde koşan bürokrat takımı eksiklerinin görülmemesi için eş-antrenörü hızla yargılayıp suçlu ilan edecekler. Hatta ettiler bile.
O antrenör de hızlı tren makinistlerinin, Van polislerinin yanında yerini alacak. Şark kafası; Süreyya'yı kendi için kullanmak dışında bir marifeti olmayan şark kafası bir kez daha kendini sıyıracak.
* İster siyasi, ister bürokrat, ister spor adamı olsun; şark kafasını taşıyanlar aralarında itişir gibi yaparlar ama varlıklarını birbirlerine borçlu olduklarını da bilirler. Ona göre davranırlar. Makinistler, polis memurları ve antrenörler de, onların taşıdıkları şark kafası kurtulsun diye kolayca asılıverirler.
Şark kurnazlığının son kurbanı
Süreyya daha önce de linç ediliyordu. Madalyaları aldı da, linçten öyle kurtuldu. Sonra klasik şark kafasının düz kuralları çalışmaya başladı. Süreyya koşamayacak, Süreyya'lar koşamayacak...
Haberin Devamı

