Haberin Devamı
Dışarıdan bakıldığında Türkiye’de demokrasinin gelişme hızı salyangozun süratine benzetiliyor.
Karikatür sevmeyenler bundan da alınabilir, ama görüntü budur.
Avrupa Birliği Türkiye’yi zorla üye adayı yapmadı; tam tersine, üyeliği Türkiye kendisi istedi. Bunun için bazı taahhütlerde bulundu. Bu taahhütlerin içinde çağdaş bir demokrasi ve hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirmek de vardır, dış ilişkilerde “makul çözümler” için çaba göstermek de vardır.
AKP hükümeti Türkiye’nin üye adaylığı için başarılı bir çalışma yaptı, ama sonra arkasını getiremedi. İşte bu yüzden dışarıdan bakanlar Türkiye’nin ilerleyişini salyangozun hızına benzetiyor.
Daha 20 yıl önce demokrasiye en uzak sıkı rejimlerde yaşayan ülkelerin bile demokratik reformlarını tamamlayıp Avrupa Birliği üyesi olduklarını düşünürsek, bizimki salyangozun hızının bile altında kalıyor.
Demokrasi bilinci henüz Türk siyasetinin ruhuna işleyemediği için, kendisine solcu veya sosyal demokrat diyenler en ırkçı üslupları kullanabiliyor, kendisini demokrat zannedenler en geniş demokrasinin Türk toplumu için fazla olduğuna inanıyor.
“Demokratik Açılım”ın sağlıklı olarak yürümesi bu nedenle, bütün siyaset sahnesini eğitmesi açısından da önem taşımaktadır.
Salyangozu küheylana dönüştürme konusunda AKP hâlâ açık bir irade göstermiyor. İkinci iktidar döneminin yarısını da aşmış olmasına rağmen ilk dönemdeki canlılığın oldukça uzağında. Oysa ilk dönemde Avrupa Birliği üyeliğine yaklaşmanın önemini kavramış gibi davranıyordu.
Önümüzdeki bir buçuk yıl içinde büyük ve beklenmedik bir gelişme olmazsa AKP’nin üçüncü seçimini de kazanması büyük olasılıktır. Bu da uzun bir zaman ve büyük güç anlamına geliyor. Eğer AKP’nin tepesi, Erdoğan’ın demokratik açılımla ilgili yaptığı son konuşmadaki ruha sahip ise salyangoz görüntüsünü değiştirmemesinin hiçbir gerekçesi olamaz.
Eskişehir’de vatandaşlar aynı yerde ardı ardına gelen trafik kazalarına yetkililerin dikkatini çekmek için gösteri yapıyor. Polis geliyor ve hâlâ kurtulamadığımız o görüntüler ortaya çıkıyor!
Polis kamu görevlisidir ve birinci görevi vatandaşın güvenliğidir. Böyle basit bir gösteride kuvvet kullanan memurları üstleri en sıkı şekilde uyarmaz ve cezalandırmazsa bu görüntülerden kurtulmamız mümkün olamayacaktır.

