Şaka gibi

Biz Türkiye’de her an, her şey olabileceğini biliyoruz. “Artık bu kadarı olmaz” denilen olaylar da olabilir. “Bu kadar hainlik olmaz” diyeceğiniz olaylar da olabilir

Haberin Devamı

Biz Türkiye’de her an, her şey olabileceğini biliyoruz. “Artık bu kadarı olmaz” denilen olaylar da olabilir. “Bu kadar hainlik olmaz” diyeceğiniz olaylar da olabilir.

Ama bu kez olan, her türlü hayal gücünü aştı geçti.

Olay, 12 Eylül askeri darbesinin genelkurmay başkanı, eski devlet başkanı ve cumhurbaşkanı emekli orgeneral Kenan Evren hakkında Muğla Savcılığı’nın “bölücülükten” inceleme başlatmasıdır.

Bir taraftan bakınca bir komedi, şaka gibi bir şey. Diğer taraftan bakınca da fena halde dram...

***

Şaka gibi, çünkü Türkiye’nin bölünme korkusunun zirveye çıktığı yıllarda askeri darbe yapılmış, darbe gerekçelerinden biri olarak bu gösterilmiş, Kürt kelimesini kullananlar, Kürtçe konuşanlar da hapse atılmıştır.

Diyarbakır askeri hapisanesindeki dehşet verici uygulamaların bir sonucu, yeni kurulan PKK’nın daha çok taraftar ve militan bulması olmuştur.

Birçok “ılımlı” görüş sahibi kişi de bu dönemin uygulamaları dolayısıyla radikal uçlara kaymış, etki-tepki sarmalı Türkiye’nin başına açılan terör belasını tırmandırmıştır.

***

İşte bu işlerin en başındaki kişi; Kürt kelimesinin telaffuzundan rahatsız olan kişi, bugün bölücülük suçlamasıyla soruşturma hedefi olmuştur.

Buna eskiden kaderin cilvesi de denirdi. Ama durumun bu yanı gerçekten şaka gibi.

Diğer tarafı ise Türkiye’de düşünce ve konuşma özgürlüğünün eski genelkurmay başkanı ve cumhurbaşkanları için bile hayal olduğu gerçeğidir.

Evren açık açık konuşmuş, Türkiye’nin yönetiminin rahatlatılabileceğini söylemiş, bu arada isterse Leyla Zana ile görüşebileceğini de eklemiştir.

İçimizi kaplayan önyargılar, yaşı 80’i aşmış, askeri darbe yapmış bir eski genelkurmay başkanının sözlerinden bile korkmamıza yol açıyor...

***

Evren’in bugün böyle konuşabilmesi başka bir kuşku daha yaratıyor. Acaba Ankara’da en tepelerde bulunanlar bu sorunlarla ilgili olarak bize yasakladıkları konuları aralarında konuşuyor, düşünüyor, ama bizim düşünüp konuşmamızı mı istemiyor?

Bunların hepsi doğrudur. Türk toplumu en dramatik olaylarla en gülünç olay ve durumları birlikte iç içe yaşamaya alışmıştır. Evren hakkında açılan soruşturma da traji-komik hayatımızın zirvesidir.

*****

not: Çukurların ardındaki gerilik
Daha İstanbul’da rögara düşüp ölen çocuğun üzüntüsü geçmeden Darıca’da da bir çocuk foseptik çukuruna düşüp öldü. İnsan hayatının en ucuz olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İnsan hayatına en az değer verilen ülkelerden birinde yaşıyoruz. İnsan hayatının en değerli şey olduğunu bilmeyenlerin, anlamayanların ortalıkta dolaştığı bir ülkede yaşıyoruz.

Bu çocuk ölümleriyle çukur ihmalleri sona erecek mi? Kendimizi aldatmayalım. Bugüne kadarki buna benzer olaylardan ders alma kapasitemizin çok düşük olduğunu biliyoruz. Daha çok çocuk ölür, çukurlar yine ya kapanmaz ya da kapatılmış gibi yapılarak insanlara tuzaklar kurulmaya devam eder.

DİĞER YENİ YAZILAR