Safranbolu'daki durum üzerine Vatan'ın yaptığı kapsamlı araştırmanın sonuçları da AKP ve CHP dışında bütün partilerin tepkisini çekti. Neredeyse tümü "öküz altında buzağı" arıyor ve kendi oylarının gerçekte olduğundan az gösterildiğini iddia ediyor.
Toplarsak ne ediyor:
ANAP diyor ki: Geçen seçimden daha fazla oy alacağız, yani yüzde 14.
SP diyor ki: İktidar adayıyız, birinci partiyiz, yani yüzde 25.
DYP diyor ki: Barajın kesinlikle üzerindeyiz, yani yüzde 11.
YTP diyor ki: Baraj sorunumuz yok, üçüncü partiyiz, yani yüzde 15.
MHP diyor ki: Yine ikinci partiyiz, yani yüzde 15.
Genç Parti diyor ki: 400 milletvekili ile geleceğiz, yani en az yüzde 25.
DEHAP diyor ki: Bu kez barajı aşacağız Meclis'e gireceğiz, yani yüzde 10.
Yurt Partisi diyor ki: Baraj sorunuz yoktur, yani yüzde 10.
LDP diyor ki: Çok büyük ilgi görüyoruz, sürpriz yapacağız, yani yüzde 10.
Bu partilerin alacaklarını söyledikleri oy oranlarını topladığımız zaman yüzde 135 çıkıyor.
BBP daha mütevazı, yüzde 3 alacağını belirtiyor. Ediyor yüzde 138.
Bu durumda AKP ve CHP'ye hiç oy kalmıyor ya da eksi 38 kalıyor.
Bunların hangisi (BBP hariç) gerçeği, gerçekleri, halkın şu anda kendilerine nasıl baktığını görüyor ya da görmek istiyor? Gerçek durumun ne olduğunu bilemeyen, göremeyen bunca siyasinin ülkenin yönetimine talip olması bile "komik"tir.
Safranbolu'da araştırma yapan Vatan ekibinin ulaştığı sonuçlar ve bunların kapsamlı yorumları dünkü gazetemizde yer aldı. Bunlarda herhangi bir çarpıtma yapılması olanaksızdır. Konuşulan her kişinin kimliği vardır.
Farklı olmak yeter mi?
Siyasiler gerçek durumu görseler bile, kendilerini biraz daha yukarıda göstererek ilgi toplamak isteyebilirler. Ama bunun da bir ölçüsü olmak zorundadır. Parti lider ve sözcülerinin kendileri için yaptıkları tahmin ve temennileri yukarda sıraladık.
Safranbolu'daki durumla ilgili olarak dün yorum yaparken, ortaya çıkan eğilimlerde önemli bir değişiklik olabilmesi için bazı öneriler, örnekler getirdik. Örneğin YTP'nin CHP'yi desteklemesi, BBP'nin MHP'yi desteklemesi gibi. Sözlü tepkilerin dışında tek yazılı açıklama BBP'den geldi. Bu açıklamada BBP'nin diğer bütün partilerden farklı olduğu ve herhangi bir partiye destek vermesinin söz konusu olmadığı belirtiliyor.
YTP cenahından gelen sözlü tepkilerde de aşağı yukarı aynı şey söyleniyor. Bu durumda YTP'nin, AKP'nin tek başına iktidar olması ihtimalinden şikâyetçi olmaması gerekiyor.
Barajı geçme ihtimali çok düşük olan 10 partinin kendilerine biçtikleri oy oranlarının toplamı yüzde 138 olunca Türk siyasetinin bugün düştüğü durumun nedenleri de çok iyi anlaşılıyor.
Ekranda baş başa
Tayyip Erdoğan ile Deniz Baykal ekranda baş başa tartışacaklar. Bu tür tartışmaların daha önceki örnekleri hatırlandığında pek başarılı olunduğu söylenemez.
İki adayın baş başa tartışmaları ABD'de ve Fransa'da seçim öncesi en önemli "an" olarak görülür. Son kararsızlar bu ekrandaki tartışmanın ardından karar verirler.
Fransa'da bu gelenek son cumhurbaşkanı seçimi öncesi uygulanmadı. Bunun nedeni Le Pen'in aşırı demagoji yapması, tartışmaları kavgaya çevirmesiydi. Seçimi kazanan Chirac böyle bir sonuçsuz tartışma yapmayacağını söyledi.
Erdoğan ile Baykal'ın tartışmasının yönetilmesi bu açıdan önem kazanıyor. Yönetici demagoji yapanın, lafları uzatanın sözünü kesmek ve "gerçek" soruya dönüşü sağlamak durumundadır.
Bu ikili tartışma "başarılı" olursa bizde de tekrar nitelikli tartışma dönemi başlayabilir.
Safranbolu tepkileri
Siyasiler sadece kendileri açısından olumlu buldukları haberleri severler. Bu doğaldır, hiç kimse kendi aleyhine haber duymak istemez.
Haberin Devamı

