Saflık mı kurnazlık mı?

Üst üste gelen bazı kanun değişiklikleri AKP ile ilgili olarak aynı soruyu yine gündeme getirdi

Haberin Devamı

Üst üste gelen bazı kanun değişiklikleri AKP ile ilgili olarak aynı soruyu yine gündeme getirdi: AKP demokrasi ve laiklik, Avrupa Birliği konularındaki sözlerinde samimi midir, yoksa "takıyye" yapmakta ve "İslamcı" bir toplum hedefine doğru küçük adımlarla ilerleme çabasında mıdır?
Son olarak gündeme gelen bazı kanun değişikliği girişimleri "kuşku oranı"nı artırmıştır.
Bunlardan biri, işyeri yönetimlerine "resmi tatil" gününü değiştirebilme imkânını sağlayan değişikliktir.

"Resmi tatil" in nesi var?
Şu anda geçerli olan yasalara göre de işin, üretimin niteliğine ve özelliklerine göre çalışanların haftalık yasal izin günlerini, "resmi tatil" olan cumartesi ve pazar dışında kullanmaları mümkündür.
7 gün çalışma gerektiren iş yerlerinde, hatta kamu kuruluşlarında bu sistem uygulanmaktadır.
Eğer amaç buysa, "resmi tatil" kavramının bir yasa maddesiyle "oynatılma-sı"nın pratikte işverene ya da çalışana sağlayacağı bir yarar yoktur. Ama bu "oynatma", isteyen işyeri sahibi ve yöneticisine, "bütün çalışanları" için tatil gününü değiştirme hakkı vermektedir.
Bir işyeri sahibinin "Bizim resmi tatil günümüz cuma ve pazardır" diye karar alıp bütün çalışanlarına haftalık izinlerini bu günlerde yaptırması tabii ki bu kararı alan açısından başka anlam taşıyacaktır.

Ceza değil, sanki rüsum
Buna benzer bir "değişiklik" de bazı suçların otomatik para cezası kapsamına alınmasını sağlayan yasa değişikliğiyle gerçekleşmiştir.
Kurban derileri, tarikat ve benzeri dinsel örgütlenmelerin toplumsal etkinliklerinin bir aracı ve para kaynağı olmuştur. Bunun önlenmesi için de Türk Hava Kurumu yetkili kılınmış ve yasal tedbirler alınmıştır.
Yeni değişiklikle bundan böyle izinsiz kurban derisi toplarken yakalananlar 600 milyon lira para cezası ödeyeceklerdir. Topladıkları derilere ise el konulmayacaktır.
Bunun anlamı tarikatların kurban derisi savaşını kazanmalarıdır. 25 trilyon liralık bir pazar böylece küçük para cezaları karşılığı tarikatların kontrolüne geçecektir.

Hafif bir suç: rüşvet!
Türk Ceza Kanunu'nun çeşitli maddelerinde yapılacak bazı değişiklikler de gerçekten AKP ve ülke adına kaygı vericidir.
Töre suçlan, tecavüz ve işkence suçlan yine en "hafife" alınan; bir anlamda "hoşgörü" ve 'anlayışla karşılanan suçlar muamelesi görmektedir. Aynı şekilde "rüşvet" de daha "hafif bir suç olmaktadır.
"Devlete karşı işlenen suçlar" kapsamına giren suçların cezalarının artırılması ise diğer "hoşgörü" alanlarıyla birlikte okunduğu zaman AKP'nin hukukçuları ve Adalet Bakanı açısından ağır bir durum ortaya çıkmaktadır.
Bütün bunların, bu şekillerde bir araya gelmesi "saflık" ve "acemilik" sonucu mudur, yoksa "saflık süsü verilmiş" doğulu bir kurnazlığın ürünü müdür?
Eğer ikincisiyse Türkiye'nin ve Türk halkının daha çok çekeceği var demektir.

DİĞER YENİ YAZILAR