Saflık, alıklık mı?

Şehit haberlerinin, cenazelerin yine yürekleri paraladığı bir gün “Durdurun” başlıklı bir yazı yazmıştık

Haberin Devamı

Şehit haberlerinin, cenazelerin yine yürekleri paraladığı bir gün “Durdurun” başlıklı bir yazı yazmıştık.

Bu yazıya gelen tepkilerden biri çok basit ve kesindi. Benim saflıktan alıklığa terfi ettiğimi söylüyordu bir okurumuz.

Bu yazıda, Kürt kökenli Türk vatandaşlarının da terör nedeniyle büyük sıkıntı çektiğini ve artık seslerini yükseltmeleri gerektiğini söylemiştik. Saflık ve alıklık suçlamasının nedeni bu.

Okurumuz Kürt kökenli vatandaşlarımızın teröre “dur” diyebileceğini düşünmenin saflık, alıklık olduğunu düşünüyor.

Böyle düşünenler kuşkusuz çoktur. Bunlara göre Kürt kökenli Türk vatandaşlarının neredeyse tümü PKK’nın yanındadır.

Bu düşüncenin tehlikeli bir devamı var. O da terörün vardığı bu aşamadan sonra Türkler ve Kürtlerin bir arada barış içinde yaşayabileceklerine olan inançsızlıktır.

İstendiği gibi saflık ve alıklık olarak görülsün, Türklerle Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, insanların ölmediği ve en geniş demokratik haklardan hep birlikte yararlandıkları bir barış ortamında birlikte yaşamaya devam edebileceklerine inanmak durumundayız.

Şu anda Kürtler arasından çok az mantıklı ses yükselmesi bu inancı yıkmamalıdır. PKK’nın Kürtler üzerinde çeşitli yollarla kurduğu egemenliğin kırılması yönünde çaba göstermek yine de en başta düşünebilen Kürtlere düşüyor.

***

Her şehit cenazesi, bütün ülkede yarattığı duygusal ortamda umutsuzluk dalgalarının güçlenmesine de yol açabilir. Şu anda genel hava böyledir.

Buna rağmen barışın gelebileceğine, kan dökülmesinin bir gün durabileceğine olan inancımızı kaybedemeyiz.

İstendiği gibi saflık, alıklık ya da ahmaklık olarak görülsün, yine de şu anda en önemli görevin Kürt kökenli Türk vatandaşlarına düştüğünü düşünmeliyiz. Ve de onların bu yönde gösterecekleri her çaba desteği hak etmektedir.

Barış için, kan gölünün sona ermesi için, şehit cenazelerinin yarattığı acıların sona ermesi için bir şeyler yapılabileceğine inanmak zorundayız.

Bu inaç aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne olan inançtır.

Bunu saflık, alıklık olarak gören yılgınlıktan kurtulmak da bütün toplumun görevi ve sorumluluğudur.

DİĞER YENİ YAZILAR