Sadece türban değil

Haberin Devamı

Başbakan ile CHP Genel Başkanı’nın türban konusunda konuşmaya başlamış olması bile büyük bir ilerlemedir.

Türkiye’nin bir “türban sorunu” olduğu doğrudur ve bu sorun baş örtüsü değil türban sorunudur.

Yakın yıllara kadar böyle bir sorun yoktu; dönemin siyasi İslamcı hareketleri tarafından bir mücadele aracı haline getirilmesiyle, “türban” sorunu ortaya çıktı. O nedenle de sorun tartışılırken, tekrar bir başka dayatma alanı çıkabileceği kuşkusu hep canlı kaldı.

Esas olarak konunun, başı kapalı genç kızların üniversitede eğitim görmesinden ibaret olmak üzere, yine de kullanılacağı kuşkusuna rağmen bir bireysel özgürlük alanı olarak düşünülmesi doğaldır.

Ancak yaygın kuşku, meselenin kamuda “hizmet veren” kesime ve 18 yaşın altındaki çocukların eğitim gördüğü kurumlara da yayılmasına ilişkindir.

Bu iki konuda da yasal tedbir alınması ve ondan da önemlisi, bir toplumsal uzlaşma sağlanması zor değildir ve büyük ölçüde de sağlanmış olduğu görülüyor.
Yine de bu konunun, tartışmalarda “dini” referanslar üzerinden değil, bireysel özgürlük alanı olarak ele alınması gerekir. Çünkü dini referanslar söz konusu olduğunda bireysel özgürlük kavramı yoktur, dini mecburiyet vardır.

***


Tek başına türban konusunun “acil mesele” olarak çözülmesinin hem CHP açısından hem de genel olarak AKP’ye güven açısından sorun yaratması ihtimali yüksektir.

Eğer türbanı gerçekten bir bireysel özgürlük olarak ele alıp çözmeyi düşünüyorsak, yine onun kadar acil diğer bireysel, toplumsal ve siyasal özgürlük alanlarını da birlikte ele alıp çözümüne yönelmek gereklidir.

Üniversite öğrencilerinin özgürlükleri acildir, ama üniversitenin bilim özgürlüğünün önünde ağır bir engel olarak kurulmuş olan YÖK’ün bugünkü yapısının değiştirilmesi de aynı şekilde acildir. YÖK’ü 12 Eylül rejimi, üniversiteyi sıkı düzende tutabilmek, tepeden kontrol edebilmek için kurmuştu. Şu anda YÖK’ün devam etmesini isteyen bir üniversite mensubu da yoktur.

Türban bir özgürlükler paketinin içinde toplumun önüne gelirse, esas platform insanların hakları ve özgürlükleri olursa kısır, ufuksuz tartışma ve kavgalardan daha rahat kurtuluruz.

DÜZELTME VE ÖZÜR

Dünkü yazımıza aldığımız, Bülent Korman’ın mektubunda geçen Fransızca “ile” sözcüğünün başındaki aksanlı “î” harfi teknik bir nedenle “ö” olarak çıkmış ve gözümüzden kaçmıştır. Düzeltir, Sayın Korman’dan ve okurlarımızdan özür dileriz.

DİĞER YENİ YAZILAR