Haberin Devamı
Seksen beş yıl bir insan için çok uzun, ama bir ülke için çok kısa bir süredir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir imparatorluğun yıkıntısı üzerine neredeyse sıfırdan kurulması ise gerçek bir devrimdir.
Mustafa Kemal gelecek vizyonunu ortaya koyar, uygulamaya çalışırken hedefini de “muasır medeniyet” olarak koymuştu. Bu hedefe ulaşmak için de elinden gelen her şeyi yaptı.
Devasa bir yıkıntının üzerine yepyeni ve “muasır medeniyet” hedefiyle yola çıkmış bir cumhuriyet kurmak, üstelik bu cumhuriyetin dini yapılanmalardan arındırmak büyük bir devrimdi.
Cumhuriyetin 85 yılda aldığı mesafeyi bugün tartışmanın anlamı yok. Tam tersine tartışılması gereken, Mustafa Kemal sonrasında “muasır medeniyet” yolunda neden büyük sapmalar olduğudur.
Sapmaların en önemlisi, demokratik rejimin ikide bir sakatlanmasıdır. Sakatlamaların kaynağında demokrasiyi içine sindirememiş, ne olduğunu kavramamış, demokrasinin temelindeki insan ve hoşgörü unsurlarından habersiz bir siyaset sınıfının olduğu biliniyor. Bu siyaset sınıfı ya da esnafı hâlâ perdenin önünde ve demokrasiyi sakatlama faaliyetine devam ediyor.
İktidarı kendi başına bir hedef ve bir zenginleşme, zenginleştirme aracı olarak gören siyaset esnafı ne yapıp ediyor, bazen şu adla bazen başka bir sıfatla yine sahneyi ele geçirmeyi başarıyor.
“Muasır medeniyet”in bugünkü tanımı en ileri demokrasi ve hukuk devletidir. Bu tanım da en sağlam ve güçlü şekilde “Avrupa Birliği standartları” olarak ortaya konulmuştur.
Mustafa Kemal’in 85 yıl önce koyduğu hedefe hiç kuşkusuz Türkiye bugün daha yakındır. Ama en kolay adımlar bile bir türlü atılmamakta, görünmez güçler sürekli olarak ülkenin elini ayağını tutmaktadır.
Önemli günler, bir ulusun tarihini hatırlamasını, geçmişi ve geleceği bir kez daha düşünmesinin vesilesidir. Bu günleri içi boş, ruhsuz ve klişeleşmiş birkaç cümlenin tekrarından ibaret nutuklarla geçiştirmek, belli bir yönetici esnafın önemli icraatlarından biri oldu.
İnsanların dünü, bugünü, yarını düşünmesini istemeyenler hâlâ var.
Onlara rağmen “muasır medeniyet”i bu yıl da düşünmek, istemek bu halkın hakkıdır. Onların Cumhuriyeti sıfırdan kurulmuştur ve onlar Mustafa Kemal’i sevmektedir, anlamaktadır.

