Siyasi davalar her zaman öncelikle yargılayanlar için tehlikelidir. Yirminci yüzyılın siyasi tarihi, amacının tersine dönmüş siyasi davalarla doludur.
Son dönemin siyasi davalarına bakıldığı zaman eski Yugoslavya'yı kan ve ateşe boğan Miloşeviç'in davası hatırlanabilir. Bu kişi, davayı bir siyasi platforma dönüştürmüş, dünyada hiç sempati toplayamamasına rağmen kendi ülkesinde etkili olmaya devam etmeyi başarmıştır.
Bizdeki siyasi davalar ve ölüm cezası uygulamalarının en önemlileri 27 Mayıs 1960 sonrasında Menderes ve iki bakanının mahkûmiyeti ve idamıdır. Şu anda Menderes tümüyle "rehabilite" edilmiştir. Mahkemelerde en "uysal" tavır içindeki kişi olmasına rağmen o günlerde de sevenlerinde azalma olmamıştır.
12 Mart 1971'den sonra da Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının idamı hatırlanmalıdır. Gezmiş ve arkadaşları yargı sürecinde, idamlarına kadar en küçük bir taviz vermemiş, başları dik davalarını savunmuşlardır.
Bugün 12 Mart yöneticilerinin adlarını kimse hatırlamaz. Ama Deniz Gezmiş'in ve arkadaşlarının posterleri hâlâ sokaklarda satılıyor.
Gerçeği görebilmek için
Bu tür davaların sonuncusu Abdullah Öcalan davasıdır. Terörün bütün acılarına rağmen Öcalan da sert bir tavır takınmamasına rağmen, duruşmalar boyunca bir "siyasi lider" havası içinde durmuştur.
Objektif gerçek budur. Ve şu anda bazı gösterilerde yüzlerce Öcalan posteri çıkmaktadır, Öcalan'ın önemli bir kesimde etkinliğinin devam ettiğini görmek gerekir.
* Bu olaylara duyguların daralttığı bakışlarla baktığımız zaman gerçeği kaçırırız. Ama geçmişi iyi bilmek ve geleceği buna göre kurmak isteyenler duygularla bakmamak durumundadırlar.
* Saddam Hüseyin davası da ani bir şekilde başlamıştır. Bu ön duruşmadaki konuşmalar ve Saddam Hüseyin'in tavırları ayrıntılarıyla ya da Amerikan yetkililerinin izin verdiği ayrıntılarla yayınlandı.
Bizim bulunduğumuz noktadan bakıldığı zaman Saddam Hüseyin'e sempati duymak olanaksızdır. Buna karşılık demokrasiden nasibini almamış Arap dünyası Saddam'a aynı gözle bakmamaktadır. Saddam Hüseyin de onlara konuşmaktadır.
Amerikalıların her yaptığını desteklemeyi ve haklı çıkarmayı görev edinmiş olanlar Saddam'ın yargı önüne çıkarılmasını bu kişinin sonunun başlangıcı gibi görmeye ve göstermeye çalışıyorlar.
Irak bugün Amerikan işgali altındadır. İşgal kuvvetlerinin sadece adı koalisyondur ve İngilizlerin işbirliği dışında gerçek bir koalisyon durumu yoktur.
Herhangi bir ülke vatandaşının, istediği kadar sevmediği bir kişi olsun, eski bir liderinin işgalciler tarafından yargılanmasını kabul etmesi beklenemez.
Saddam Hüseyin, ister açık ister kapalı duruşmalarda yargılansın Arap dünyasındaki manevi etkinliğini artıracaktır.
Siyasi davalar en başta yargılayan taraf için tehlikelidir.
Saddam davası
Siyasi davalar her zaman öncelikle yargılayanlar için tehlikelidir. Yirminci yüzyılın siyasi tarihi, amacının tersine dönmüş siyasi davalarla doludur
Haberin Devamı

