Saçmalamak

Denebilir ki, siyasi kişiler de insandır, onlar da arada bir saçmalayabilir. Son birkaç gündür bazı siyasilerin beyanlarına bakılınca bu saçmalama durumunun "arada bir"i çok aştığı görülüyor

Haberin Devamı

Denebilir ki, siyasi kişiler de insandır, onlar da arada bir saçmalayabilir. Son birkaç gündür bazı siyasilerin beyanlarına bakılınca bu saçmalama durumunun "arada bir"i çok aştığı görülüyor.

* Örneğin bağımsız bir devletin Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş diyor ki: "Türkiye bizi satamaz çünkü Türk halkı bunu engeller..." Denktaş da mesele neydi, onu iyice karıştırmaya başladı.

Kendisi bağımsız bir devletin Cumhurbaşkanı olarak sadece Türkiye tarafından tanınıyor, o aynı Türkiye'yi kendi halkıyla "tehdit ediyor".

* Oğlu ve aynı bağımsız devletin Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da diyor ki: "Eğer Türkiye bizi satarsa Filistin Kurtuluş Örgütü gibi örgütlenir direnişe geçeriz..."

FKÖ gibi örgütlenip direnişe geçmekteken söz eden Dışişleri Bakanı'nın halkı da, kendisinin yeğeni dahil, gitmiş "Rum tarafının" devletinin vatandaşı olmuş...

Herhalde Denktaş ailesi kendi aralarında konuşmuşlar, şaka yapıyorlar.

* Eski başbakan Bülent Ecevit de önceki gün konuştu ve şunu önerdi: Türkiye Kuzey Irak'a girmelidir!

Sayın Ecevit'in çevresinde kendisine konuşmamasını söyleyecek kimse olmadığı biliniyor. Amerika Irak'a bütün topu tüfeğiyle girmiş çıkamıyor, eski başbakanımız Türkiye'nin de bu bataklığa dalmasını öneriyor.

Türkiye'nin, Türk halkının verilmiş sadakası varmış ki, Bülent Ecevit uzun süredir başbakan değil.

Herhalde çok Kıbrıs sözü edildiği için onun da aklına Kıbrıs çıkarması düştü ki, birdenbire "buldum!" diyerek bu öneriyi getirdi.

AKP ve Erdoğan şanslı
Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz da Habertürk televizyonunda 17 Aralık Brüksel Zirvesinin bir "hezimet" olduğunu açıkladı.

Son seçim öncesinde bütün siyasi stratejisini Avrupa Birliği üyeliği üzerine kurmuş olan Yılmaz demek istiyor ki "Ben başbakan olsaydım Brüksel'de masadan kalkar dönerdim." Ama o zaman eleştirdiği meselelerde neyin nasıl halledilmiş olacağını söylemiyor.

* Mesut Yılmaz masadan kalktığı zaman Türk halkı Avrupa'da serbest dolaşım hakkını elde edecek miydi? Görüşme olmayacağına göre "ucu açık" ya da "kapalı" kavramlarının ne anlamı kalacaktı? Ve en önemlisi Kıbrıs'ta, KKTC halkına rağmen Denktaş politikalarında ısrar edilecek miydi?

İyi ki 17 Aralık'ta Mesut Yılmaz başbakan değilmiş, Bülent Ecevit başbakan değilmiş, Devlet Bahçeli başbakan yardımcısı değilmiş ve iyi ki Deniz Baykal Brüksel'e gitmemiş!..

Bir kez daha görüyoruz ki Tayyip Erdoğan gerçekten Türk siyasi tarihinin en şanslı başbakanı ve AKP de en şanslı hükümetidir.

DİĞER YENİ YAZILAR