Rapor davası

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporundan bazı “istenmedik” sözler çıkartıldı ve rahat bir soluk aldık

Haberin Devamı

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporundan bazı “istenmedik” sözler çıkartıldı ve rahat bir soluk aldık.

Ancak, bu rapordaki en önemli unsurlar, üzerinde en çok gürültü koparılanlar değil. Raporda ciddi olarak göz önüne alınması gereken iki ana unsur var ve her ikisinin bulunması da doğrudur.

* Birinci unsur, Türkiye’nin Avrupa Birliği “standartları” konusunda ilerlemesini durdurmuş olması. Bunun en temel göstergesi de, onca yasa değişikliğine rağmen uygulamada halen bir adım ileri iki adım geri gitme halinde oluşumuz.

* Dışarıdan bakıldığında Türkiye halen, yazarların düşünceleri yüzünden, yazdıkları yüzünden hapse atılma tehdidi altında bulundukları bir ülke.

Aynı zamanda bu ülke, kendi içindeki en önemli “azınlık” sorununu, Kürt meselesini çözebilmiş değil. Bu meselenin en geniş ve çağdaş demokratik kurallar ve insan hakları uygulaması içinde çözüme gidebileceği konusunda da fikir birliği sağlanmış değil.

* Dışardan bakıldığında Türkiye, her gün terör eylemlerine sahne olan, insanların mayınlarla öldüğü bir ülke.

***

Türkiye’nin batısında, bu sorunlara boğulmuş, bu sorunlara ulusal ve demokratik çözüm üretememiş başka bir ülke yoktur. Bin bir tür azınlık ve demokrasi sorunları bulunan Orta Avrupa ülkelerinin gösterdiği ilerlemeyi Türkiye gösterememiştir. Çünkü Türkiye’de bütün hayatı etkileyen bir “zamana bırakma” alışkanlığı bulunmaktadır.

Ankara’daki siyasiler bugünkü gibi daralma dönemlerinde hemen bir “dışarı”yı eleştirme pozisyonu alırlar. Bize yapılan haksızlıklar ve yanlışlar bazen öfkeli bazen kırgın ifadelerle halkın duygularına sunulur...

Şu anda da benzer bir durum var. Ancak bu yakınma, acınma ve kırılmaların gerçek hayatta hiçbir anlamı yok. Gerçek hayatta ilerleme sağlamanın birinci koşulu kendi söküklerini açıkça görebilmek, konuşabilmek ve bunların onarımı için toplumsal desteği ve katılımı sağlamaktır.

***

* Avrupa Birliği hedefi, Türkiye’nin yapmakta geciktiği bütün yasal, toplumsal ve idari reformları en hızlı şekilde yapması hedefidir. Bu hedefin en önemli unsuru da halkın daha demokratik, daha çağdaş bir ülkeye olan inancını geliştirmesi ve oluşturulmasına katılmasıdır.

Avrupa Birliği meselesi, Ankara’da sürekli olarak atlarla arabanın yerinin değiştirilmesi oyunu içinde ele alınmaya devam ediyor. Avrupa Parlamentosu raporlarının yarattığı dalgalanmalar da bu zihinsel sıkıntının ürünüdür. Oysa atları arabanın önüne koymak hiç de zor değildir. Yeter ki bunun için gereken mantıklı bir siyasi irade olsun.

DİĞER YENİ YAZILAR