Haberin Devamı
AKP kapatılması için açılan dava Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmeye başlarken raportör partinin “kapatılmaması” yönünde fikir açıklamıştı.
Raportör Osman Can’ın raporunun içeriği o günkü tartışmalar içinde yer almış, “kapanmasın” diyenler tarafından övülmüş, “kapansın” diyenler tarafından yerilmişti.
AKP kapatılmadı ama “dava” bitmiş değil. Bitmediği şundan belli ki Osman Can’ın Çankaya Üniversitesi’ndeki görevine kendisi haberdar edilmeden ve gerekçesiz olarak son verilmiş.
Gerekçe bilinmiyor, ama herhangi bir açıklama da yapılmadığına göre bu “işten çıkarma”nın Osman Can’ın dava ile ilgili raporu nedeniyle olduğunu düşünmek doğaldır.
“Dava” bitmiyor, çünkü davanın tarafı olmaya devam eden, kavgadan beslenen taraflar aynı “yobazlıklara” devam ediyor.
“Yobazlık” sadece dini katılıkla ilgili bir durum değildir, her türlü fikir fetişizmi de yobazlıktır.
Yobazlık, kendi inancından ya da fikrinden başka bir inanç ya da fikre hayat hakkı tanımama durumudur. Hangi türden olursa olsun, yobazın kulağı ve beyni tıkalıdır duyamaz, anlayamaz.
Anlaşılan Osman Can da böyle bir yobazlığın kurbanı oldu. Gerçi şiddet görmedi, “nasıl öyle düşünürsün ve yazarsın” diye saldırıya uğramadı ama demek ki susması isteniyor.
Osman Can’ın susmasını isteyenler, “neden” sorusunun cevabı olarak “Görüyorsunuz, Başbakan da gazete okumayın diyor” diye kendilerini savunacaklardır.
Haklıdırlar, çünkü her türlü yobazlığı besleyen ve büyüten, ikizi olarak karşısında duran diğer bir yobazlıktır.
İki taraf da “kendisine demokrat”tır, kendisi haksızlık yaptığında mutlaka bir gerekçesi vardır, kendisine haksızlık yapıldığı zamansa demokrasi ayaklar altındadır.
Mantık böyle olunca da her iki taraf kendi egemenlik alanlarına başkasını sokmamaya çalışır. Sadece devlet kurumları değil, üniversiteler, adı “özerk ve bağımsız” olan kurumlar da bu egemenlik savaşının parçalarıdır. Kendi işlerini yapmalarından çok “hangi tarafta” oldukları önem taşır. Onlar için ünivesitelerin ya da RTÜK’ün işini iyi yapmasından çok kendi “taraf”ında olması önemlidir.
Eğer bir alanın egemeniysen istersen sakalı bile devlet düşmanlığı diye ilan eder, sakalı olanları işten atarsın.
Çünkü yobazlık paranoyaları yaratır, paranoyalar da yobazlığı büyütür.
Her türden yobazlar su başlarını tutmaya devam ettikçe boyu da hep cüce kalır demokrasi denilen şeyin.

