Hükümdarın biri, mala mülke fazlasıyla meraklıydı. Gösterişi sever, değerli mallarıyla övünüp dururdu. Bir gün Çin'de çok özel bir ustanın değişik porselen tabaklar yaptığını duydu. Bu tabaklardan on tane getirilmesini istedi.
Bir süre sonra tabaklar geldi. Gerçekten de çok güzeldiler. Hükümdar hemen önem verdiği kişileri akşam yemeğine çağırttı.
Yemek servisi başladı. Bu sırada elindeki porselen tabağı konuğun önüne koymak için eğilen bir hizmetkârın ayağı kaydı. Dengesi bozuldu. Ve tabak yere düşüp kırıldı.
Hükümdar çok öfkelenmişti. Porselen tabakların dokuzu sofranın yanında duruyordu. Takım bozulmuştu.
Hükümdar bu öfkeyle ayağa fırladı, muhafızları çağırttı. Muhafızlar geldiler, korkudan titremekte olan hizmetkârı kollarından tuttular.
Hükümdar köpürüyordu. "Alın" dedi, "bu beceriksizi götürün, şehrin meydanında kafasını kesin. Böylece herkes görsün mal değeri bilmemenin cezasını!"
Muhafızlar hizmetkârı götürmek üzereyken adam titrek bir sesle konuştu:
"Efendim. Madem ki ölüm cezasına çarptırıldım, son bir arzumun yerine getirilmesi gerekir..."
Hükümdar şaşırdı ama "söyle" dedi.
"Şehrin meydanına kadar çok yol var hükümdarım" dedi hizmetkâr, "bari bu yolu rahat yürüyeyim. Şu elinizdeki bastonu verirseniz bir idam mahkûmunun son isteğini yerine getirmiş olursunuz..."
Hükümdar bir an düşündü, sonra hizmetkâra bastonunu uzattı.
Hizmetkâr bastonu alır almaz muhafızların arasından sıyrıldı, diğer 9 porselen tabağın durduğu yere gitti ve hükümdarın bastonuyla vurarak tabakları kırmaya başladı.
Herkes şaşırıp kalmıştı. Hiç kimse tepki gösteremedi ve hizmetkâr göz açıp kapayıncaya kadar bütün tabakları tuzla buz etti.
Sonra döndü ve bastonu hükümdara uzattı.
"Neden?" diye sordu hükümdar.
Hizmetkâr cevap verdi:
"Bunlar porselen tabaklar. Ve bir gün mutlaka kırılacaklar. Şunun ya da bunun elinde. Siz bu tabağın insan hayatından daha değerli olduğunu düşündüğünüz için beni ölüme gönderdiniz. Geriye kalan 9 tabak da birer birer kırılacak ve 9 kişi daha bu yüzden ölüme gidecekti.
Ben nasıl olsa öleceğim, bari onları kurtarayım diye düşündüm..."
Porselen tabaklar
Hükümdarın biri, mala mülke fazlasıyla meraklıydı. Gösterişi sever, değerli mallarıyla övünüp dururdu. Bir gün Çin'de çok özel bir ustanın değişik porselen tabaklar yaptığını duydu. Bu tabaklardan on tane getirilmesini istedi
Haberin Devamı

