Polise ne oluyor?

Haberin Devamı

Bilançoyu çıkarmışlar: Son iki yılda polislerin karıştığı ya da suçlandığı olaylarda 34 kişi ölmüş. Bu oldukça büyük bir sayı. Bilançoyu çıkaranlar bu olaylarla ilgisi bulunan polislerden 11’i hakkında soruşturma açıldığını, 14’ünün tutuklandığını bildiriyor. Aslında büyük olasılıkla bu 14 tutuklu arasında tutukluluk hali devam edenlerin sayısı çok daha azdır ya da sıfırdır.
Yakın dönemde yere düşmüş kızlara ya da annelere şiddetle vuran polis görüntüleri epeyce boldu. Neyse ki son dönemde bunların azaldığı görülüyor.

***


Polis bir “kamu görevlisi”dir. Kamu adına, sonuçta vatandaş adına güvenliği sağlamakla yükümlüdür. Ancak burada şöyle bir çarpık mantıkla da karşılaşıyoruz: Ne zaman polisin herhangi bir icraatı eleştiri konusu olsa, bunun üzerinde duranlar sanki suç işleyenleri, içkili araç kullananları, parkta insanları rahatsız edenleri, izinli bir gösteriyi tahribat eylemine dönüştürenleri koruyormuş gibi sunuluyor. Tabii ki bütün bunlar ve daha birçok fiil, kamu adına bütün vatandaşların güvenliğini sağlamakla yükümlü polisin müdahale etmesi gereken durumlardır.

Ancak “müdahale” yukarıdaki bilançodan da anlaşılacağı gibi, oldukça sık olarak dengesizdir ve aşırı güç kulanımına kaymaktadır. Gelişmiş ülkelerde, örneğin içkili araç kullanan bir kişi de güvenliği sağlanması gereken vatandaş olarak görülür. Mantık, başkalarına olduğu gibi bu kişinin kendisine zarar vermesini de önlemek üzerine kuruludur.

***


Polisin suçlandığı olaylar ortaya çıktıkça gündeme gelen bir mesele de böyle önemli bir kamu görevi yapanların maddi ve manevi haklarındaki eksikliklerdir. Tabii ki bu da doğru.

Futbolcusuna, futbol antrenörüne ücret verirken “Batı standartları böyle” diyen “kamu”, sıra polisine, öğretmenine, yargıcına, doktoruna geldiği zaman “ne yapalım imkânımız bu” dediği sürece toplum vicdanı yaralanmaya devam edecektir.

***


Polis tarafından bakıldığı zaman da, çeşitli konulardaki eleştirilerin ciddi bir “sinirlilik” yarattığı anlaşılıyor. Örneğin bazı polisler bir katile kahraman muamelesi yapıyor ve göstermelik cezalarla kurtuluyor. Bu durum medyada geniş şekilde işlendiği ve eleştiri konusu olduğu zaman da bütün polis camiası bunu üzerine alıyor ve “kasıt” arıyor.
Emniyet örgütü, demokratik düzenin en önemli unsurlarından biri olan vatandaş güvenliğini sağlamakla yükümlü kurumdur. Bu kurumda bir tek kişi bile bu görevine ve sorumluluğuna ihanet ettiğinde en büyük tepkiyi kurumun kendisinin göstermesi en önemli “eğitim”dir. Buna karşılık hâlâ, daha üst düzeyde kamu görevinde olanlar bunun bilincine ulaşamamışlar, suç işleyen bir polisi ya da herhangi bir kamu görevlisini korumanın görevleri arasında olduğunu sanıyorlar.
Polisin gerçekten korunması ve kollanması, bu kurumun içindeki çürük elmaların sürekli ayıklanması ile mümkündür. Aynen bütün diğer kurumlarda ve camialarda olduğu gibi.

DİĞER YENİ YAZILAR