Haberin Devamı
Türkiye sınırları içinde ve Kuzey Irak’ta gerçekleştirilen askeri operasyonlar PKK’nın bu bölgelerde eskisi gibi barınma olanaklarını yok etti.
Ardından şehirlerde meydana gelen olaylar PKK’nın yeni bir stratejiye yöneldiğini gösteriyor. İstanbul’daki bomba girişimi, geceleri yakılan araçlar ve son olarak Diyarbakır’da patlayan bomba bu örgütün şehirleri savaş alanına çevirmeyi amaçladığını ortaya koyuyor.
Bu strateji en kanlı stratejidir. Diyarbakır’da görüldüğü gibi küçük çocuklar, ilgisiz insanlar, siviller hayatını kaybeder. Ama bu strateji, aynı zamanda en çıkışsız stratejidir. Şehirlerde patlayan bombalar, dökülen kan, faillerine karşı tepki ve nefreti artırır. Bu eylemlerin PKK’nın adına savaştığını iddia ettiği Kürt vatandaşlar tarafından da desteklenmesi mümkün değildir. Nitekim DTP’lilerden de tepki gelmiştir.
Eylemler için talimat verenler ve eylemleri gerçekleştirenler bunları görmüyor olamaz. O zaman demek ki kendi varlıklarını bir süre daha korumak adına kan gölünü büyütmeyi göze aldılar.
Bu çıkışsız savaş stratejisinin yaratacağı büyük tepkilerin sokak eylemlerine dönüşmesinden ve bir Türk-Kürt gerginliğinin ortaya çıkmasından medet umuyor da olabilirler.
O durumda dünyaya “Türkiye’de Kürtlere saldırılıyor” görüntüsü vermeyi amaçlıyor olmaları da muhtemeldir.
PKK’nın bu stratejisini boşa çıkartmak ve daha fazla kan dökülmesini engellemek için güçlü bir “sivil tepki”ye ihtiyaç vardır. Türkiye’nin Kürt kökenli vatandaşları da bu “sivil tepki”nin içinde, hatta başında yer almak ve terörle hiçbir siyasi amaca ulaşılamayacağını göstermek zorundadır.
PKK’nın yeni stratejisinin ucunda sadece çok fazla kan ve acı vardır. Bu kan ve acı da sadece bütün Türk vatandaşlarının hayatlarını karartmak anlamına gelir. Bunu görmeyenler ya “delilik” aşamasına geçmiştir ya da daha büyük oyunların parçası, maşası olmayı seçmişlerdir. Kendileri bilir.
Nur Vergin savaşı
Profesör Nur Vergin önemli bir bilim insanıdır. Geçen hafta Vatan’da dört gün yayınlanan konuşmasında Türkiye’nin bugünkü toplumsal yapısını ve bağlantılı olarak da AKP olayını tahlil etti.
Nur Vergin’in görüşlerine katılmamak mümkündür. Ancak dört gün ardı ardına yayınlanan bir konuşmanın içinden iki cümle seçerek “saldırı”da bulunmanın adı tartışma değildir.
Prof. Nur Vergin ile tartışmak isteyenler önce kendi bilgi birikimlerine, donanımlarına bir bakmalı ondan sonra söz konusu konuşmayı baştan aşağı okuyarak anlamaya çalışmalıdır.
Üstelik bu tartışma vesilesiyle işin içine
Nur Vergin’in ailesini, arsasını karıştırmak ve kişiliğiyle ilgili kuşku yaratmaya çalışmak küçük bir cahil köylü kurnazlığıdır ve ayıptır.

