CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, salı konuşmalarında çok değişik konularda yorum yapar, taraftarlarını coşturan laf oturtmaları ve ilginç benzetmelerle kamuoyuna tartışma malzemesi verir.
Baykal’ın dünkü konuşmasında ise, yine bu tür unsurlar, medyayı meşgul edebilecek Malta Sürgünleri benzetmesinin yanında Ergenekon ve son darbe hazırlığı soruşturmalarına ilişkin iki de somut öneri bulunuyordu.
Baykal gözaltına alınan emekli generallerle ilgili olarak “pijamasını giymiş, ayağına terliğini geçirmiş, televizyon seyrediyorlar” dedi ama kuşkusuz ki çizdiği bu manzara kastettiği kişilerin pek hoşuna gitmemiştir.
Baykal bu görüntüyü bir fikri vurgulamak için kullandı.
Fikir de şu: Bu asker kişilerin kovuşturma ve dava konusu olan faaliyetleri 7 yıl öncesine aittir. O sırada yetkililer, yani bu kişilerin komutanları ve dönemin siyasi sorumluları herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Söz konusu asker kişiler ellerinde güç varken darbe yapmamış ya da yapamamıştır, dolayısıyla 7 yıl sonra üzerlerine gidilmesine gerek yoktur.
Baykal bu defterlerin 7 yıl sonra açılmasının nedeninin belgelerin ortaya çıkmasıyla ilgili olduğunu atlıyor ve 7 yıl beklenmesini başka hesaplara bağlıyor. Olabilir, kendi taraftarına her şeyi açık açık söylemeyebilir, ama ileri sürdüğü bu mantık bile “bazı şeyler olduğu” na inandığını gösteriyor.
Önerisi ise bundan sonra geliyor: Birçok Batı ülkesinde buna benzer olaylar oldu, ama hiçbirinde bu kadar yaygın dava ve gözaltı olmadı. Yani diyor ki: Bir noktada kesilsin, bitsin.
Tabii Baykal, o başka ülkelerde kaç faili meçhul cinayet olduğunu, hâlâ gömülü silahlar olup olmadığını, Hrant Dink cinayeti gibi cinayetler işlenip işlenmediğini söylemiyor. Hatta “bağımsız yargıya” kimin “tamam, burada kesin” talimatı verebileceğini de söylemiyor. Ama olsun; ortaya bir öneri getirmiş oluyor.
Baykal’ın sözünü ettiği ülkelerde devlet kurumları kendi halklarını, bu işleri bıraktıkları konusunda ikna ettiler, o zaman belli “toplumsal ve hukuki” uzlaşma noktaları ortaya çıktı.
Baykal ilk kez böyle bir fikir ve öneriyi ortaya koyduktan sonra sonra ikinci bir şey önerdi: Gelin Anayasa’nın 12 Eylül darbecilerini koruyan maddelerini hemen değiştirelim ve gerçekten darbe yapmış olanlar yargılansın.
Bu öneriyi tartışmaya bile gerek yok. Başbakan Erdoğan’ın yapması gereken, Baykal’a teşekkür edip hemen harekete geçmektir. 12 Eylül’ün lideri Kenan Evren, cumhurbaşkanı seçilmeden önce yaptığı darbe için hasta yatağında ifade verse ve dökülen bütün kan, yapılan bütün zulmün hesabı sorulsa bile yeter.
Baykal’ın Ergenekon ve darbe girişimleri konusunda, eski bazı formülleri tekrar ederken yeni bir “aşamaya” gelmiş olması da önemlidir, çünkü anlaşılan kendi taraftarlarında da yeni kuşkular ortaya çıkmış bulunuyor.

