Peki, ne olacak?

Haberin Devamı

Türkiye bir kez daha güne kan, acı ve şehit haberleriyle başladı. İlk defa olmuyor; bu gidişle ne yazıktır ki son da olmayacak gibi görünüyor.

Böyle giderse son olmayacak çünkü birinci görevi bu sorunu çözmek olanlar, çeyrek yüzyıldır tekrarladıkları vasat ve ruhsuz tekerlemelerle gün geçirmeye devam ediyor.
O kadar vasat ki, bölgede uzun yıllar boyunca “olağanüstü hal” uygulanmasının hiçbir işe yaramadığını bildikleri halde yine “olağanüstü hal” uygulamasını öneriyorlar.
Vasatın da altında oldukları içindir ki “Kürt sorunu yoktur” diyorlar.

Hatta vasatın o kadar altındalar ki, dışarıdan gelen o PKK’lıların dışarıya buradan gittiğini bile düşünemiyorlar.
Yakın ve uzak geçmişten o kadar habersizler ki “ekonomik önlemler” diye uzun ve içi boş cümleler kurarak fikirsizlik beyan ediyorlar.


***


PKK, terör eylemlerinin tırmandırılacağını, saldırıların artacağını, büyük şehirlerin de hedef alınacağını epeyce önce ilan etti.

İlan edebildi, çünkü yine kendisine uygun bir ortam yakaladı. Türkiye’nin Kürt vatandaşları umutla karşıladıkları “demokratik açılım” ın arkasının gelmeyeceğini, açılımın karşısında duranın oy kazanacağına inanmış siyasilerin o defteri kapattığını düşünmeye başladığında PKK kendisi için en elverişli ortamı yakalamış oldu.


***


Terörün Kürt meselesinin kanlı ucu olduğunu görmezsek; bunun Türkiye’nin iç sorunu olduğu ve ancak içeride çözülebileceğini, aksi halde herhangi bir gelişme sağlanamayacağını, en az 25 yılın tecrübesine rağmen görmezsek, kan akmaya, şehit cenazeleri gelmeye devam edecektir.

Terörün en büyük panzehirinin demokrasi olduğunu, yani insanların geleceğine umutla baktığı, “ağzımı açarsam kim bilir başıma neler gelir” diye korkmadığı bir ortam olduğunu geçen 25 yılın her yılı, her günü gösterdi.

“Terör örgütünün siyasallaşması” diye bir zırvanın aslında “onlar öldürmeye devam etsin, biz de onları öldürelim” demekten başka bir şey olmadığını idrak etmezsek ikisi arasında en anlamsız tercihi yapmak zorunda kalırız.


***


Peki, ne olacak?

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu “Siyasi irade maalesef terörle mücadeleyi zaafa uğratmıştır” diyor ama Hükümet’in ne yaparak veya yapmayarak mücadeleyi zaafa uğrattığını söylemiyor.

Deniz Baykal “demokratik açılım yanlıştı” diyor. Devlet Bahçeli “ülkemizi savaş alanı ilan edelim” diyor.
Bunları yüzlerce kez söylediler, demokratik açılımın başarısız olması için uğraştılar; halkı demokrasinin teröre yaradığına inandırmak için çabalayıp durdular. Ve de başarılı oldular.

Peki; şimdi ne olacak?

DİĞER YENİ YAZILAR