DTP sözcüleri “demokratik açılım”a birkaç gündür sadece Kürt meselesini içeren bir “pazarlık” sürecinden ibaret, diğer demokrasi sorunlarını içermeyen bir girişimmiş gibi yaklaşıyor.
Bu yaklaşımın tam karşısında da “hiçbir pazarlık olmaz, süreç bölünme sürecidir” diyen MHP yer alıyor.
Böyle önemli bir proje yürümekteyken, içinde adına “pazarlık” denilsin ya da denilmesin; basitçe “diyalog” veya “görüş alışverişi” denilsin, çeşitli temaslar bulunması mümkündür; hatta gereklidir.
Örneğin dağdakilerin indirilmesini sağlama yönünde bir yasal düzenleme yapılacaksa, buna DTP’nin katılması gerekir. Bazıları “pazarlık” diye nitelese de aslında bunu, yapılan düzenlemeden sonuç alınmasını sağlayacak bir görüş edinmek şeklinde görmek daha doğrudur. Amaç, dağdakilerin inmesini sağlamaksa, bunu hedefleyen bir düzenleme konusunda, yöre halkının nabzını tutan siyasilerin görüşlerinin alınması son derece doğaldır.
Son günlerin sıcaklığı içinde DTP, Türkiye’de demokrasi ve insan hakları sorunları sadece kendileri için varmış gibi konuşuyor.
Oysa çok iyi bilirler ki, Kürt olmayanlar, Kürtlerin haklarını savundukları için ya da bütün Türk halkına demokrasi istedikleri için onlar kadar eziyet görmüşlerdir. 12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananların çok benzerleri, ülkenin başka yerlerindeki askeri cezaevlerinde de yaşanmıştır.
Demokrasi eksikliği, Türkiye’nin Kürt vatandaşlarının kendi kimlikleriyle yaşamalarını engellerken, kendi dilleriyle konuşmalarını cezalandırırken, farklı fikirleri savunanları da bu cezalardan muaf tutmamıştır.
Şu anda DTP, Türkiye’nin geleceği için “demokratik açılım”ı en önemli demokrasi projesi olarak görenlerin, Türk-Kürt ayrımı olmadan bu ülkede herkesin en geniş demokratik haklara sahip olarak yaşamasını isteyenlerin, kan dökülmesini istemeyenlerin çabalarını küçümser, ülkenin demokrasi meselesini basit bir “pazarlık” talebi içine sıkıştırırsa bu sürece MHP kadar zarar vermiş olur.
DTP sözcülerinin, anayasa değişikliği talebini öne çıkarmaları ve dün birinin ifade ettiği gibi “bu olmazsa kabul etmeyiz” tavrına girmeleri de ancak süreci zorlaştırır, demokratik gelişmeleri geciktirir. Bu söz eğer ciddiyse, anayasa değişikliği olmadığı takdirde DTP köy adlarının değişmesini kabul etmeyecek, üniversitede Kürtçe çalışması yapılmasıyla ilgilenmeyecek, TRT 6’nın izlenmemesi için çağrıda bulunacak, Kürtçe yayın yapacak radyo televizyon kurulmasını engelleyecektir!..
Evet, çok sıcak günler yaşıyoruz, bu sıcakta en serinkanlı durması gereken parti DTP’dir. Aksi halde MHP ile tahteravallinin karşı köşesine oturur ve demokratik süreci geciktirmeye katkıda bulunur.

