Pazarlama meselesi

Bizde bir kesim vardır, bu "pazarlama" ve "satma" meselelerine çok meraklıdır. Bunların ana işleri ülkeyi satacak insanları aramak ve bulmaktır. Her olayda bir "satış" durumu ararlar

Haberin Devamı

Bizde bir kesim vardır, bu "pazarlama" ve "satma" meselelerine çok meraklıdır. Bunların ana işleri ülkeyi satacak insanları aramak ve bulmaktır. Her olayda bir "satış" durumu ararlar.

Özelleştirme denildiği anda akıllarına gelen "satış"tır. Devletin elindeki herhangi bir malın satılması onlar için vatanın satılmasıyla eş anlamlıdır. O malın bilerek ya da bilmeyerek kötü yönetilmesi dolayısıyla halka ve ülkeye yüklenen zarar umurlarında değildir.

Bunların, anlaşılan o ki "ruh haletleri" içinde "satış" ve "pazarlama" kelimelerinin özel bir yeri var.

Başbakan Erdoğan'ın "tabii ki ülkemi pazarlayacağım" sözünü söylemesine bunlar pek sevindiler. Bu sözdeki "pazarlama"nın ne anlama geldiğini düşünmek gibi bir faaliyete girişmeyi hiç düşünmeden bu sözün "vatanın pazarlandığı ve satıldığı"nı kanıtladığına ilişkin lafları ardı ardına sıraladılar.

* Erdoğan sık sık konuşma veya polemik heyecanına kapılarak nüansları kaçırdığı "özet" sözler söyleyebiliyor.

Ama bu söylediğinin ne anlama geldiği açık. Diyor ki: "Ben Başbakan olarak ülkemi ilgilendiren ekonomik faaliyetlerle bire bir ilgilenirim ve ülkeme yabancı sermaye gelmesi için elimden geleni yaparım..."

Sadece laf ebeliği
Böyle bir sözün üzerine atlayarak muhalefet yaptığı sanmak en başta muhalefeti zayıflatır. Erdoğan'ın ne demek istediğini, ilkokul mezunu olmasa bile özel bir önyargısı olmayan herkes doğal olarak anlar.

Ama laf ebeliklerini muhalefet ya da siyasat zanneden zevat, kafayı "vatanı satma" meselesiyle bozdukları için anlamamış görünüyor.

Bu konu kendisine sorulduğunda muhalefet sözcüleri eğer "Başbakan kavramları seçerken daha dikkatli olmalıdır, çünkü bazı yanlış anlamalar olabilir" deselerdi, bu sözlerinin bir ağırlığı ve anlamı olabilirdi. Çünkü bu "gerçek" bir eleştiridir, üstelik ülkenin Başbakanı'nı yönlendirecek bir eleştiridir.

* Kendisinden farklı düşünen herkesin "vatanı sattığına" inanmış olanların yaşadıkları "paranoya"nın hiçbir geçerliliği kalmamıştır. Üstelik "ben vatanımı herkesten çok seviyorum, hatta benden başka seven yok" diye gırtlaklarını yırtan birçok kişinin vatana en büyük zararları verdiğini de gizlemeye çalışırlar.

Bugünkü demokrasi anlayışında en tepedeki insanlar da bütün eleştirilere açıktır. Ama eleştiri hakkını saçma sapan şekilde kullanmak, sadece bunu yapanların inandırıcılığını biraz daha azaltır.

DİĞER YENİ YAZILAR