Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili bitmez tükenmez tartışma konusu “halk mı seçmeli, meclis mi seçmeli” sorusudur.
Bu soru halka sorulduğu zaman da büyük bir çoğunlukla “halk seçsin” cevabı gelir.
Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne 11’inci Cumhurbaşkanı birkaç ay sonra seçilecek. Bundan önceki Cumhurbaşkanı seçimlerine bakıldığında, 1950’ye kadar Atatürk ve İnönü’nün Meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçilmeleri sırasında ciddi bir tartışma yaşanmamıştı.
Aslında Atatürk de İnönü de “partili” cumhurbaşkanlarıydı, çünkü ikisi de mevcut tek parti, CHP tarafından seçilmişti.
1950’de iktidar el değiştirince Çankaya Köşkü’ne bu kez Demokrat Partili Celal Bayar çıktı. Meclis’teki DP’liler oy verdi, CHP’liler vermedi, seçildi.
1960 askeri müdahalesinin ardından yeni Meclis “bir yanlış olmaması için” ihtilalin lideri durumundaki Cemal Gürsel’i Cumhurbaşkanı seçti.
1966’da eski genelkurmay başkanı Cevdet Sunay, yine “sivillere güvenmeyen” askerlerin isteğiyle Cumhurbaşkanı oldu.
1971 askeri müdahalesinden sonra siyasi dengeler daha karışıktı, sonunda yine bir eski asker olan Fahri Korutürk üzerinde anlaşma sağlandı.
1980 askeri müdahalesinin nedenlerinden biri olarak AP’li Demirel ile CHP’li Ecevit’in birbirleriyle itişme uğruna ülkeyi Cumhurbaşkansız bırakmaları gösterildi. Bu kez darbenin lideri Kenan Evren “hayır” demenin imkânsız olduğu koşullarda halk tarafından Cumhurbaşkanı seçildi.
Evren’in yerine gelen Turgut Özal da partiliydi, ondan sonra gelen Demirel de partiliydi. Her ikisi de partilerinin oylarıyla seçildi. Ancak Demirel’de fark, koalisyon ortağı SHP’nin de ona oy vermesiydi.
Şimdi herkes, DSP’nin önerisi ve diğer koalisyon ortaklarının desteğiyle seçilen Sezer’den sonra kimin geleceği üzerine kafa yormaya başladı.
Geçmişe baktığımız zaman bu kişinin “asker kökenli” olmayacağını tahmin edebiliriz. Sonuçta ya AKP’li ya da AKP’nin istediği biri seçilecek ya da AKP ve CHP’nin birlikte destekleyecekleri bir kişi seçilecek. Yani 11’inci Cumhurbaşkanı ya açık ya da gizli AKP’li olacak ya da yine Sezer gibi bir kişi olacak.
Eğer AKP’li olacaksa da Tayyip Erdoğan’ın “neden ben olmayayım” demesinden doğal bir şey yok.

