Partilerin paraları

Siyasi partilerin parasal işleri de Türkiye'de herkesin bildiği, ama bilenlerin sanki gerçek bambaşka imiş gibi yaptığı durumlardan biridir

Haberin Devamı

Siyasi partilerin parasal işleri de Türkiye'de herkesin bildiği, ama bilenlerin sanki gerçek bambaşka imiş gibi yaptığı durumlardan biridir.

Kanunlara göre partilerin gelirleri, üye aidatları, bağışlar ve devlet yardımlarından oluşur. Bu para giriş çıkışları sıkı kurallara bağlıdır. Tüzel kişiler, kurumlar, şirketler partilere bağış yapamaz, gerçek kişiler yapabilir. Her kişinin yapabileceği en yüksek bağış miktarı yılda 2 bin YTL'yi (2 milyar eski lirayı) lirayı geçemez.

Devletten para alabilmek için de son seçimde belli oranın üzerinde oy almış olmak ya da Meclis'te grubu olmak gerekir.

* Gelelim gerçek duruma. Öncelikle parti üyeleri aidat falan ödemez. Zaten üye sistemleri de son derece tartışmalıdır. Partiyle ilgisi olmayan kişiler üye kaydedilir, bunlar genel kurullar öncesi toplanır ve işaret edilen tarafa oy attırılır.

Dolayısıyla partilerin üye aidat gelirleri sıfıra yakındır. Yatırılan aidatları da çoğunlukla "delege ağası" adı verilen kişiler genel kurullar öncesi tartışma çıkmasın diye yatırır.

"Resmen" yapılabilen bağışların da, partilerin faaliyetlerine harcadıkları paralara, il ve ilçe binalarına, bunların masraflarına ve tabii ki görkemli genel merkez inşaatlarına asla yetmeyeceği ortadadır.

"Gizli kasa" da yetmeyebilir
Gerçekte her partinin bir "gizli kasa"sı vardır. Bu kişi genel başkanın çok yakın çevresinden bir kişidir. Bütün hesapları bu kişi denetler ve nereye ne harcanacağına genel başkana danışarak karar verir, gerçek durumla ilgili bilgileri sadece en üst düzeyle paylaşır.

* Siyasi partilerin hemen tümü, çeşitli çevrelerden, tabii ki büyük iş sahiplerinden, özellikle de devletle işi olan müteahhitlerden maddi destek alır. Büyük iş sahiplerinin önemli bir bölümü bütün partilere eşit davranmaya, hiçbirini küstürmemeye çalışır. Bu paralar hiçbir resmi kayıtta görünmez, sadece "gizli kasa"nın notlarında görünür.

Genel başkanların kimi durumlarda en yakınlarına da fazla güvenmediği ve bazı paraları kendi üzerlerinde tuttukları da olur. MHP lideri Türkeş'in İngiltere bankalarında çıkan paralarını ve bunlar üzerinde kopan kavgaları hatırlarsak gerçek durumu anlayabiliriz.

Necmettin Erbakan'ın mahkûm olduğu "kayıp trilyon" davası, bu sistemin bir yerinden yakalanması sonucu ortaya çıkmıştır.

Maliye Bakanı Unakıtan, ismini vermediği bir siyasi parti liderinin adına kayıtlı banka hesabıyla ilgili açıklamasını yalanladı.

Ama sonuçta Ankara küçük bir yerdir, herkes de herkesin ne yaptığını bilir.

DİĞER YENİ YAZILAR