Parti sadakati

Seçim yaklaşırken, iktidarda olan parti tekrar kazanmak için ne gibi tedbirler alacağını düşünmeye başlar. AKP’de de aynı faaliyet başladı

Haberin Devamı

Seçim yaklaşırken, iktidarda olan parti tekrar kazanmak için ne gibi tedbirler alacağını düşünmeye başlar. AKP’de de aynı faaliyet başladı.

Yüzde on barajla ilgili zihin idmanları sürerken, ikinci iktidar döneminin yaşatacağı yıpranmalara karşı da özel tedbir düşünülüyor.

Bir tedbir, milletvekili adaylarından seçildikten sonra parti değiştirmeyeceğine dair bir “taahütname” alınması şeklinde.

Bunun düşünülmesi bile, parti yönetiminde gelecek döneme ilişkin bazı özel kaygıların bulunduğunu gösteriyor.

Seçildiği partiden ayrılan milletvekilleri hemen her zaman halkın gözünde antipatik olmuştur. Parti değiştirmeler her zaman, bazı çıkar çatışmalarının sonucu gibi görülür. Kimileri hükümete söz geçiremez, istediği “işleri” yaptıramaz, ayrılır. Kimisi seçildiği partinin geleceğiyle ilgili kuşku duyar, kendisine yeni yollar arar, ayrılır. Kimilerinin yerel iktidarı sarsılır, istediği kişi il başkanı olmaz, bu da tekrar aday olmak açısından güvensizlik yaratır, ayrılır.

Tabii ki partiye girdiği ve seçildiği sıradaki siyasi bakışı değişen siyasiler de vardır. Partisinin bazı politikalarına karşı çıkıp ayrılan milletvekilleri de.

Ancak kamuoyundaki genel duygu, bu

“ilke” ayrılıklarının ardında da bazı çıkar meselelerinin yattığı şeklindedir.

Korku belirtisi...
AKP’nin bulduğu “Vallahi partiden ayrılmayacağım” kağıdının yasal olarak herhangi bir değeri yoktur. Ancak ayrılma durumunda bu kağıt ortaya çıkarılır ve ayrılanın halk gözünde yıpratılması için kullanılır.

Bu tedbir, AKP’nin temelindeki “koalisyon” durumunun sürdüğü, Erbakan’ın bile parti içinde eli olduğu iddialarını güçlendiriyor.

Eğer seçim sonrası ortaya hassas siyasi dengeler çıkarsa, AKP içinden bir grubun ayrılması ve daha etkili bir koalisyon ortağı olmaya kalkışması da ihtimaller arasında.

AKP bu seçimden birinci parti olarak çıksa, hatta tek başına hükümet kursa bile üçüncü bir seçim başarısına ulaşması çok çok zor. Bunu sadece Demokrat Parti, 1957’de erken seçime giderek ve bütün anti-demokratik yöntemleri kullanarak sağlamıştı. Demirel’in Adalet Partisi, en güçlü olduğu dönemde ardı ardına iki seçim kazanabildi. Aynı şekilde Turgut Özal’ın ANAP’ı ikinci seçimi bile aşırı güçlükle kazandı.

Bunun anlamı, AKP’nin üçüncü seçimi kazanamayacağından emin olan grupların kendi siyasi hayatlarının devamı için çeşitli arayışlar içine girecekleridir.

Bu tür siyasi dalgalanma beklentilerinin tedbiri, milletvekili aday adaylarından alınacak bir imza olamaz. Bu, ancak AKP yönetiminin korkularını gösteren bir faaliyet olarak kalır

DİĞER YENİ YAZILAR