Paris'ten Ankara'ya

Başbakan Erdoğan yine gazetecileri suçladı. Kendi iddiasına göre Paris'te başlayan olayların nedenlerinden birinin "türban yasağı" olduğunu söylemiş ama olayları tek bu sebebe indirgememiş. Önce şunu bilmeli: Söz konusu yasak sadece türbanı değil bütün dinsel sembolleri kapsıyor

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan yine gazetecileri suçladı. Kendi iddiasına göre Paris'te başlayan olayların nedenlerinden birinin "türban yasağı" olduğunu söylemiş ama olayları tek bu sebebe indirgememiş. Önce şunu bilmeli: Söz konusu yasak sadece türbanı değil bütün dinsel sembolleri kapsıyor.

Ayrıca şunu da bilmeli ki Fransa'da varoş gençliğinde görülen sorun, şiddet sorunu yeni başlamış değildir. Son 15 yıldır buna benzer olaylar defalarca yaşanmıştır.

Başbakan'ın sözleri, uçakta konuştuğu gazeteciler tarafından yazıldı ve kamuoyuna ulaştı. Tek sebebe indirgesin indirgemesin, bu sözün tartışma yaratmaması mümkün değildir. İnsanlar, Fransız gazetelerinde, televizyonlarında hiç geçmeyen, Fransızların hiç bilmediği bir "neden"i Başbakan'ın nereden bildiğini merak ederler. Ayrıca bu sözlerle ilgili yalanlamanın neden bir gün sonra yapıldığını da merak ederler.

Erdoğan, uzun süredir günde en az bir kez, bazen iki-üç kez gazeteciler ve kameralar önünde konuşuyor. Bu kadar çok konuştuğu için de bazı cümleleri aynen tekrarlamak durumunda kalıyor. Böylesine bir konuşma merakı içinde olan kişiye de gazeteciler her şeyi sorar. Ama Başbakan herşeyi bilmek durumunda da değildir, zorunda da değildir; bilmediği konuda danışmanlarını çalıştırır ya da en basiti, gazeteleri okur.

Her fırsatta konuşmak...
Bu fazla konuşma ve her şeyi bildiğini gösterme merakı bir açıdan "masum" bir insanlık hali gibi görülebilir. Ama bu konu o kadar "masum" değil. Hatta fazlasıyla hassas bir konu.

Başbakan elinde herhangi bir bilgi olmadan "türban nedeniyle" sözünü ortaya attığında birçok kişide eski kuşkuların tekrar ortaya çıkması kaçınılmazdır.

* Hatta kimileri bu sözlerde bir "niyet" ifadesi de görebilirler.

Türban konusuna takılı bir kişinin Fransa'daki olayların kaynağının türban yasağı olduğunu içten içe "istemesi" sade bir vatandaş açısından hoşgörülebilir bir hissiyat olabilir. Ama Başbakan bu tür "hissiyat"ları kışkırtacak beyanlardan kaçınmak zorunda olduğu bir sorumluluğu taşımaktadır. Erdoğan'ın yaptığı da sonuçta budur. Fransa'da olanları yarım gözle izleyen birçok insanın Başbakan'ın sözlerine inanması da mümkündür.

Başbakanlık, o makamda oturan kişinin her gün ve her konuda konuşmasını gerektiren bir makam değildir. "Ben her konuyu bilirim" yanılgısına düşen kişi de ister Başbakan olsun ister olmasın sürekli olarak yanlış yapmaya açık durumdadır.

DİĞER YENİ YAZILAR