Paranoyalar

Haberin Devamı

Genelkurmay’ın, özel kuvvetlerde arama yapan yargıcın iki araç tarafından izlendiği kuşkusu üzerine hafta sonunda yaptığı açıklamadaki önemli bir hatırlatmayı medya “toplumsal paranoya” olarak adlandırdı.

Paranoya, gerçekte olmayan düşmanlara ve tehlikelere kafayı takma durumudur, bir hastalıktır.

Toplumsal paranoya sözü ise en azından bu hastalığın toplumda yaygınlaştığını ifade eder.

“Toplumsal paranoya” durup dururken kendisini göstermez. Birileri sürekli bazı tehlikelerin üzerinde durur, toplum sürekli korkutulursa bu hastalıklı hâl ortaya çıkar.

“Toplumsal paranoya”ya dikkat çekildiğine göre, biraz geriye çekilip, kendi paranoyamız ve bizimle aynı görüşte olmayanların paranoyası üzerine düşünebiliriz.

***


Son paranoya halimiz “herkesin telefonlarının dinlendiği.” Bu paranoya durup dururken çıkmadı, neredeyse bilinçli olarak yayıldı, sonunda en sıradan vatandaş bile dinlendiği korkusuyla yaşamaya başladı.

Çok uzak olmayan bir geçmişte “Yunanlılar Anadolu’yu almak istiyor” paranoyamız vardı. Kuşkusuz böyle bir hayali olan Yunanlılar vardır, olabilir, tıpkı bizde de Orta Asya’yı alıp dev bir Türkiye kurmak isteyenler olduğu gibi. Ama nüfusu İstanbul’dan az olan, ordusu bizimkiyle kıyaslanamayacak Yunanlıların gelip Anadolu’yu nasıl işgal edecekleri üzerine düşünülmediği için bu korku, sürekli tekrar etme yöntemiyle bütün topluma yayılmıştı. Koca koca insanlar buna inanır olmuştu. Neyse ki bu paranoyadan kurtulduk!...

Sonra başka korkutmalarla başka paranoyalar geldi. Ermenilerin hayalinin Anadolu’yu almak olduğu, zaten 1915 tehcirinin bu nedenle yapıldığı hakkında sistemli bir korku salındı. Böyle bir şeyin olup olamayacağını düşünmeyenlerde bu korku da hızla paranoyaya dönüştü.

“Yedi düvel bize düşman” paranoyamız ve “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” şeklindeki korku itirafımız üzerine kurulu paranoyadan hâlâ tam kurtulmuş olduğumuz söylenemez. “Dört yanımızın düşmanlarla çevrili olduğu”na inananların azımsanmayacak sayıda olduğunu biliyoruz.

Ve tabii yakın gelecekte kurtulamayacağımız iki büyük korkumuz daha en canlı haliyle paranoya dünyamızın merkezinde oturuyor: Bizi bölecekler, kalanını da şeriat devletine çevirecekler. Bu ikiz korku milyonlarca kez tekrar edile edile toplumun neredeyse genlerine yerleştirildi.

***


Her tarafımızın düşmanlarla çevrili olduğuna, kendi ülkemizin içinin de düşmanlarla, bizi bölecek ve geriye götürecek “iç düşman kaynadığı”na inanmak paranoyanın en büyüğüdür. Bu paranoya ile yaşamaya devam ettiğimiz sürece de izlendiğimizden, dinlendiğimizden korkmaya devam eder, “yargıcı izleyen askerler” gibi garip durumlardan da asla kurtulamayız.

Genelkurmay’ın “toplumun geldiği hâle” dikkat çekmesi, bunları düşünmemizi sağladığı için iyi oldu. Ama öyle bir paranoya ortamında yaşıyoruz ki, toplumun bir kesimi kendi durumunu düşünmeden “doğru, onlarda asker ve darbe paranoyası var” diyecek, diğerleri de yine kendi durumlarını düşünmeden “doğru, onlarda irtica paranoyası var” diyecek ve herkes kendisinden memnun olmaya devam edecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR