Haberin Devamı
Papalık makamı sadece dinsel bir makam değildir, aynı zamanda bir siyasi iktidarı da temsil eder. Bu makamın aldığı siyasi tavırların, diğer dinsel topluluklarda olduğu gibi, dünyadaki Katolik inanca sahip olanlar üzerinde doğrudan etkisi vardır.
Dinsel kişiliklerin bugün “sağ” ve “muhafazakâr” görüşler taşıması elbette eşyanın tabiatı gereğidir. Katoliklerde olduğu gibi diğer dinsel topluluklarda da durum aynıdır.
Bugünkü Papa, gençliğinde Nazi düşüncesine yakın olduğu bilinen, Hitler dönemindeki faaliyetleri hakkında herhangi bir pişmanlık belirtmemiş bir kişi. Papa olduğundan bu yana çeşitli açıklamalarında da görüldüğü gibi, tavrı Katolik dünyasındaki radikal sağ görüşlere paraleldir. Türkiye’nin Avrupa’da yeri olmadığına, Avrupa Birliği’nin bir Hıristiyan kurumu olduğuna ilişkin görüşlerini de açıkça ifade etmiştir.
Papa’nın Türkiye ziyaretinin amacı da, uygarlıklar arası diyaloğa katkıda bulunmak değildir. Asıl amaç, İstanbul’da Ortodoks Patriği ile “diyalog”, dolayısıyla Ortodoks dünyasına yönelik bir jest yapmaktır.
Buna rağmen Papa’nın Türkiye ziyareti bütün dünyada dikkatle izlenecek. Bir Papa’nın Müslüman bir ülkeye gitmesi her zaman önemli bir haberdir ve bu olay, “ne olacak” sorusuyla izlenir.
Papa’ya Türkiye’de uygulanacak protokol konusunda birçok belirsizlik var. Hükümetin bütün üst düzeyi ziyaret günlerinde yurt dışı gezi ve toplantılarını gerekçe göstererek kendilerini “kurtarmış”lardır.
Papa Vatikan devletinin başkanı olduğu için de kendisine devlet başkanlarına uygulanan protokolün uygulanması gerekecektir. Ancak bunun düzeyiyle ilgili belirsizlikler de devam ediyor.
Papa’nın ziyareti bütün dünyanın dikkatini; hem Katolik hem Ortodoks hem de Müslüman toplumların dikkatini Türkiye üzerine toplayacak.
Bunun basit bir anlamı var; o da Türkiye’nin Müslüman dünyası içindeki farklı konumunu dünyaya gösterme fırsatı oluşu.
Ziyaretin kendisi başlı başına bir “tanıtım” olacaktır.
Radikal sağ kesimlerin bu ziyaretle ilgili hazırlıklar içinde olması muhtemeldir. Bunun işaretleri de görülüyor. Ancak herhangi bir tepkinin, doğal demokratik haklar çerçevesi dışına taşması ya da siyasi İslamın ve radikal milliyetçilerin kendilerini ve güçlerini gösterme alanına dönüşmesinin sonucu, Türkiye’ye ilişkin olumsuz bakışların güçlenmesinden başka bir şey olmayacaktır.
Bundan önceki Papa’yı bir Türk vurdu. Bu, hiçbir Hıristiyan’ın unutabileceği bir olay değildir, ziyaret dolayısıyla da sürekli hatırlatılacaktır.
Bu görüntüye dar kafalı çevreler tarafından yapılacak her katkının Türkiye’nin çıkarlarına zarar vereceğini anlatmak ve tedbir almak da siyasi iktidarın görevidir.

