Başbakan Erdoğan'ın türbanla ilgili olarak Alman gazeteciye söyledikleri hakkında birçok açıklama yapıldı, yalanlama yapıldı, yorum yapıldı...
Böyle bir demeç var mı?
Erdoğan gerçekten bu sözleri söyledi mi?
Görüşme nerede yapıldı?
Görüşme ayaküstü mü yapıldı?
Erdoğan ile Alman gazeteci tesadüfen bir ara yan yana mı geldi?
Demeç Erdoğan'ın isteği üzerine Alman gazeteci tarafından bir danışmana onaylatıldı mı?
Bütün soruların cevaplarını Meral Tamer dünkü Milliyet Gazetesi'nde verdi. Erdoğan ile Alman gazeteci Davos'ta bir yemekte biraraya gelmişti. Aralarında tercüman vardı. Gazeteci sormuş, Erdoğan cevap vermiş, tercüman Almancaya çevirmişti.
Ayrıca belli oldu ki, Erdoğan'ın "bir görsün" dediği danışmana da konuşma metni iletilmiş ve danışmanın onayı alınmıştı.
* Bu olayda dikkati çeken durum, bir "panik" havasının egemen olduğu. Sözleri Alman gazetesinde yayınlanıp Türk gazeteleri tarafından da aktarılınca Başbakan'ın ilk tepkisi, "böyle bir demecin olmadığı" yolundaydı. Sonra başka şeyler de söylendi. Bunların hepsi panik içinde yapılmış, "kafa karıştırıcı" açıklamalardı.
* Paniğin nedeni de Başbakan'ın "türban takmanın Kur'an gereği olduğuna, eşi ve kızının da bu nedenle türban taktıklarına" ilişkin sözleriydi.
Kuşkuları beslemek...
Bu demeçle ilgili ilk açıklamalar yapıldığında, Alman gazetecinin konuşmayı biraz "esnettiği" de düşünülebilirdi. Nitekim "ayaküstü", "kahve içerken iki dakika" gibi sözler bu kuşkuyu yaratmayı amaçlıyordu.
* Bu tür yanıltmalardan medet umanlar her zaman unuturlar ki, gerçek bir gün bir köşeden çıkabilir.
Görüşmenin tanığının bir Türk gazeteci olması ve Meral Tamer'in görüşmenin nasıl yapıldığına ilişkin açıklaması her şeyi çok net bir şekilde ortaya koyuyor.
Başbakan'ın "türban-Kur'an" sözlerinin doğru olduğunun ortaya çıkması da ancak Başbakan Erdoğan ve partisinin siyasi İslam düşüncesiyle bağlarının devam ettiğini gösterir.
* Başbakan'ın ve AKP erkânının bilmesi gereken durumlardan biri de, sadece Türkiye içinde değil bütün dünyada kendilerinin bu kuşkular çerçevesinde izlendikleridir.
Bu kuşkunun varlığı yanında sürekli olarak "ılımlı İslam" söyleminin tekrarı da belki Amerikan yönetimi açısından farklı görülmektedir ama Avrupa'nın bakışındaki güvensizlik payını artırmaktadır.
Bu hassas dengeler içinde panik tepkileri de her zaman bu tür tepkiler gösterenlerin aleyhine çalışır.
Panik tepkileri
Başbakan Erdoğan'ın türbanla ilgili olarak Alman gazeteciye söyledikleri hakkında birçok açıklama yapıldı, yalanlama yapıldı, yorum yapıldı...
Haberin Devamı

