Özür nerede?

Başbakan Erdoğan'ın Berlin'de Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi'ni azarlaması ve yuhalatması kolay unutulacak bir olay değil

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan'ın Berlin'de Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi'ni azarlaması ve yuhalatması kolay unutulacak bir olay değil.

Erdoğan, daha önce de azarlama faaliyetlerini sokaktaki vatandaştan, herhangi bir konuda talepte bulunan vatandaştan TÜSİAD üst yönetimine kadar uygulamıştı.

Anlaşıldığı kadarıyla, siyasi imajını "delikanlılık" üzerine kurmuş olan Erdoğan aldığı tepkilerden memnundur ki, bu alandaki tırmanışını sürdürüyor.

Daha önce Deniz Baykal ile aralarındaki düzeysiz polemikleri de hatırlarsak, Başbakan'ın bu üslupta ısrarının rastlantı olmadığını düşünebiliriz.

Berlin olayında azarlamanın kaynağının tamamen bilgisizlik, üstelik de söylenen sözü doğru dürüst anlamamak olduğunu herkes gördü. Ortada Türkiye Cumhuriyeti'nin Büyükelçisi'ne karşı işlenmiş büyük bir ayıp var. Bu ayıp sadece o salonda bulunanların değil, bütün Türkiye'nin gözü önünde yapıldı. Dolayısıyla Başbakan, Büyükelçi'ye ve onun temsil ettiği Dışişleri Bakanlığı'na bir özür borçludur.

Türkiye bekliyor
Eğer ortada gerçek bir delikanlılık varsa, "racon" odur ki, "delikanlı kişi" davranışındaki yanlışlığı kabul eder ve gerektiğinde özür dilemekten çekinmez. Çünkü o "racon"da "gerçek" delikanlı haksızlık yapmaz, yaptığı haksızlığı da hemen düzeltir.

* Ama Başbakan Erdoğan aradan beş gün geçmiş olmasına rağmen Türkiye'ye olan özür dileme borcunu yerine getirmemiştir. O zaman bu "delikanlı imajı" konusuna biraz daha dikkatli yaklaşmak gerekiyor.

"Gibi yapmak" yani gerçekten olmayan bir durumu varmış gibi göstermek, hiçbir zaman sonuna kadar başarılı olunabilecek bir yöntem değildir. "Gibi yapan" mutlaka bir gün gelir, aslında öyle olmadığını, "gibi yaptığını" gösteren bir hareketi yapar.

Berlin olayı da, o açıdan bakıldığı zaman bu "delikanlılık" havasının daha çok "gibi yapmak" üzerine kurulu olduğu kuşkusunu yaratıyor.

* Ayrıca "delikanlılık" ile "fevrilik" arasında da ciddi bir fark vardır. "Fevri" davranmak, olayı gerçekten kavramadan, ne olduğunu anlamadan; anında ve düşünmeden tepki göstermek anlamına gelir ki, bunu "delikanlılık" gibi yansıtmak, "dobra adamlık" gibi yansıtmak her zaman inandırıcı olmaz.

Berlin olayında azarlanan ve yuhalanan herhangi bir "kişi" değildir. Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden bir kişidir. Erdoğan'ın özrü de bununla uygun olmak zorundadır.

DİĞER YENİ YAZILAR