1915’te ne oldu? Bu soruya üç cevap veriliyor. Ve bu üç cevap şöyle özetlenebilir:
Birincisi, dünyada kabul görmüş olanı “soykırım”dır, ikincisi “insanlık faciası”dır, üçüncüsü de “bir şey olmamış hatta Ermeniler daha çok Müslüman öldürmüştür.”
Üçüncü cevap basit bir savunma refleksiyle, genellikle de konuyla ilgili bilgisi zayıf, hatta Ermeni tehciri diye bir olay olduğunu da henüz şu yakınlarda duymuş olanlar tarafından veriliyor.
Cevaplara gelmeden önce bir gerçeği daha kabul etmek gerekir. Çok yakın zamanlara kadar “Ermeni tehciri” konusu, bilenler için “konuşulmayan bir konu”ydu. Bilmeyenler ise zaten bilmiyorlardı. Tarih kitaplarında birkaç cümleyle anlatılan, Osmanlı İmparatorluğundaki milliyetçi ayaklanmalar arasında Ermeni örgütlerinin de yer aldığının ve Cemal Paşa’nın Tiflis’te, Talat Paşa’nın Berlin’de Ermeni komitacılar tarafından öldürüldüğünün ötesine geçmiyordu.
1970’li yıllarda ASALA örgütünün giriştiği terör eylemleri, 1915’te “bir şeyler olmuş” fikrini, olabilecek en olumsuz haliyle ortaya çıkardı. 60 yıl sonra kendisini gösteren bir “kan davası”nın masumların canlarını alması, olayın kendisini fazlasıyla geriye itti. Türkiye’de terörün yarattığı haklı tepkilerin olumsuz sonucu ise 1915 hakkında açık konuşamamak oldu.
Bu olayı tartışırken düşülecek en büyük yanlış, tehcir sırasında hayatını kaybeden Ermenilerle ilgili sayı tartışmasıdır. İsterse milliyetçi Ermenilerin iddia ettikleri gibi 1.5 milyon olsun, isterse bazı Türk tarihçilerin söyledikleri gibi 400 bin olsun, bu bir insanlık faciasıdır ve sayının büyük ya da küçük olması bunu değiştirmez.
Tartışmalarda ortaya çıkan ikinci vahim yanlış da tehciri ve sonuçlarını milliyetçi Ermeni çetelerinin eylemleri dolayısıyla haklı gösterme çabasıdır. Bu çetelerin giriştikleri ayaklanma girişimleri, yaşlı genç, çoluk çocuk “yüz binlerce” insanın ağır koşullar altında yollara dökülmesi ve karşı karşıya kalacakları hayati sıkıntılar bilinerek tehcir edilmelerinin gerekçesi olarak da kullanılamaz.
1915 olaylarıyla ilgili olarak “özür diliyorum” metnini yazan ve imzalayanlar önemli bir cesaret göstermişlerdir. 1915’te olanlar Türkiye Cumhuriyeti’nin sorumluluğunda değildir, ama insanlar “bizim insanlarımız” hakkında vicdani sorumluluk duyabilir ve bunu da ifade edebilirler. “Aydın nedir?” diye soranlar için bu metin önemli bir örnektir.
Aydın, genel kanaatlerden farklı olanı söyleyebilen, kendisine “dayatılmış” bilgileri sorgulayabilen ve her koşulda gerçekleri araştırma cesaretini gösterebilen kişidir.
Bayramlar iyilik, güzellik, dostluk için vardır. Bütün okurlarımızın Kurban Bayramı kutlu olsun, sokaklarda kurban kanı da olmasın.

