Turgut Özal, devletin hantallığından kurtulması, gereksiz ağırlıklar taşımaması için özelleştirme fikrini ortaya attığından bu yana 20 yıl geçti.
Özal, iktidarının ilk döneminde bu konuya hızla girdi, kamuoyunu ikna etti. Sonra, yapılan birkaç küçük özelleştirmenin arkası gelmedi.
Özal da ortama uydu ve özelleştirme meselesi sadece bir iyi niyetten ibaret kaldı.
Mühim bir oyuncak
Ortama uymak özal için de "iktidar gerçekleri" çerçevesinde kaçınılmaz oldu. Çünkü gerçek şu ki özellikle iktidar olanlar aslında özelleştirme istemiyorlar.
İktidar olma ihtimali olanlar da, geldiklerinde oyuncaksız kalmamak için özelleştirme istemiyorlar.
ANAP'in ilk iktidar döneminin ardından tekrar seçilemeyen hemen bütün eski milletvetvekilleri kamu kuruluşlarının yönetim kurullarına atandılar. Listelerde seçilebilir yerlere konulmayan partililer de kalan yönetim kurulu üyeliklerini paylaştılar.
Eskiden "arpalık" adını taşıyan ve Özal'in özelleştirme hedefinin içine koyduğu kamu kuruluşları ve KİT'lerin özelleştirilmesi böylece fiilen imkânsız hale geldi.
Bu imkânlar öylesine rahat kullanılıyordu ki, bazen milletvekilliği pazarlıkları yapılırken bu yönetim kurulu üyelikleri de pazarlığa dahil ediliyor, kimileri istedikleri üyelikler karşılığı milletvekili adaylığından vazgeçiyor ya da alt sıraları kabul ediyordu.
Bu oyunu biliyoruz!..
Son krizlerin ve Uluslararası Para Fonu kontrolünde uygulanan programın bir ayağı da özelleştirmedir.
Daha önceki hükümetler gibi, AKP de seçim bildirgesine en etkili özelleştirme vaatlerini koymuştu.
Bu konudan sorumlu olan Bakan Şener de oldukça iddialı bir özelleştirme programı açıkladı. Böyle programlar, açıklandığı sırada kulağa gerçekten hoş geliyor, yüz milyon dolarlar, milyar dolarlar adeta tahsil edilmiş süsü verilerek bir tür moral aşılanıyor.
Şu andaki iç ekonomik koşulların ve dünyadaki genel ortamın bir yılda 8 milyar dolarlık özelleştirme için elverişli olduğu çok kuşkuludur.
Bunun yanı sıra bir başka iktidar gerçeği daha, bol kepçe özelleştirme vaatlerinin arkasında yaşanmaktadır. Özelleştirilmesi sözkonusu olan kuruluşların yönetimlerine mümkün olabilen en büyük hızla eş-dost-akraba atamaları yapılmaktadır.
Bu atamalar bu şekilde yapıldığı zaman, atamaları yapanların özelleştirme olacağına kendilerinin inanmadığı anlaşılmaktadır.
Aynı tiyatro bir kez daha aynı sahnelerle oynanmaya başlanmıştır. Yönetim kurullarına biraderler, yeğenler, partililer oturacak, özelleştirme yapılmamasının suçluları da daha sonra aranacaktır.
Büyük olasılıkla suçlu olarak yine bürokratlar tespit edilecek, bunlar da birkaç kez değiştirilecektir.
Hamur aynı olunca ekmek de aynı oluyor.
Özelleştirme olmaz
Turgut Özal, devletin hantallığından kurtulması, gereksiz ağırlıklar taşımaması için özelleştirme fikrini ortaya attığından bu yana 20 yıl geçti. Özal, iktidarının ilk döneminde bu konuya hızla girdi, kamuoyunu ikna etti.
Haberin Devamı

