Özde-sözde durumları

Haberin Devamı

Anayasa değişikliği konusunda AKP’de bir karmaşadır gidiyor. Teklifi imzalayanlar arasına Meclis Başkanı giriyor, sonra liste değiştirme faaliyeti başlıyor. Yeniden imzaya açılan teklifte değişiklik yapılmaya çalışılıyor...

Bunlar örneklerini daha önce de, en açık biçimde Kürt açılımında gördüğümüz siyasi ehliyet eksiklikleri ya da en basit tanımlamayla beceriksizlik ürünleri olarak görülebilir.

Fakat beceriksizlikler bu kadar arka arkaya geliyorsa, biraz daha derinlerde yatmakla birlikte sık sık da su yüzüne çıkan bir gerçekle karşılaşıyoruz:

Türkiye demokrasiyi yüreğine ve beynine sindirmemiş siyasi kadrolarla demokrasiye ulaşmaya çalışıyor.

***


Dünya şartları, ülke şartları, birkaç kuşak boyunca yaşanan toplumsal ve siyasal deneyimler Türkiye’yi demokrasi yönünde yürümeye zorluyor.

Bu sayede yakın dönemin bütün demokrasi dışı faaliyetleri ortaya dökülüyor.

Bu sayede herkes açık açık “artık Türkiye’de darbe olmaz” diyor.

Ama bunların tam karşısında duran demokrasinin içeriği konusunda siyasi kadrolar, kendisine demokrat diyenler ya da demeyenler, tümüyle bir zihin berraklığına sahip değil. Aslında o berraklığı istedikleri de kuşkulu.

***


O berraklık iktidar partisi AKP’nin zihninde ve yüreğinde bulunmuyor, ama kendisine sosyal demokrat diyen CHP ve milliyetçi diyen MHP’de de bulunmuyor.

Yirmi birinci yüzyılın başlarında sosyal demokrat olmanın ne anlama geldiği, kendisine sosyal demokrat diyen bir partinin siyasi hedeflerinin neler olması gerektiği konusunda CHP zihinsel bir çaba göstermiyor. Darbe yoluyla ya da post-modern bir müdahale süreci içinde iktidar olması mümkün olmadığına göre tek şansı mevcut iktidarın ayağının iyice sürçmesidir. Öyle bir sürçmenin bütün ülke açısından yaratacağı maliyetin onlar için bir önemi olmadığı görülüyor.

***


MHP, kadrolarını sokaktan kurtarma süreci içinde birçok demokratik gelişmenin içinde bulunmayı yakın dönemdeki koalisyon ortaklığı sırasında başarmıştı. Ama MHP de yirmi birinci yüzyılın başında milliyetçiliğin içeriğinin ne olabileceği üzerine bir çalışma yapmıyor.

BDP’nin de “bütün ülke için demokrasi” yolunda bir yapılanma içine girdiğine ilişkin bir belirti bulunmuyor. Bu parti de sadece kendi somut sıkıntıları ve temsil ettiği kitlenin sıkıntıları çerçevesi içinde kalıyor.

Anayasa değişikliğini gündeme getirenler, yani AKP de, buna şiddetle karşı çıkanlar, yani CHP ve MHP, şiddetle değil ama pazarlık umuduyla karşı çıkan BDP de demokratik bilince “sözde değil özde” sahip olduklarının kanıtlarını gösteremiyorlar.

Demokratik reformları, demokrasiyi içine sindirememiş siyasi kadrolarla yapmaya kalkmak da böylece ülkemizin yaşamak durumunda kaldığı son talihsizlik oluyor.

DİĞER YENİ YAZILAR