Özal mı Erbakan mı?

AKP, iktidarının ilk saatlerinden itibaren yeni bir "Özal yönetimi" mantığıyla çalışacağı imalarında bulundu. Üst yöneticiler "ima" ederken bazı AKP'liler de açıkça "Özal" adını telaffuz ettiler.

Haberin Devamı

AKP, iktidarının ilk saatlerinden itibaren yeni bir "Özal yönetimi" mantığıyla çalışacağı imalarında bulundu.

Üst yöneticiler "ima" ederken bazı AKP'liler de açıkça "Özal" adını telaffuz ettiler. Burada kastedilen, kuşkusuz Özal'in pratik, pragmatik, "iş bitirici" yönleridir.

Son 1,5 aylık döneme baktığımızda ilk günden itibaren işleri tam anlamıyla "kavrayan" bir Özal üslubu görmek mümkün olmadı.

Tam tersine, birçok önemli meseledeki dalgalanmalara, hatta keşmekeşe bakıldığı zaman Özal üslubundan çok Erbakan üslubunun işlerini görüyoruz.

Erbakan üslubu; hızla bir o yana bir bu yana dönmek, yerine getirilmesi mümkün olmayan vaatlerde bulunmaktır.

Net ve açık politikalara sahip olmamaktır.

AKP yönetiminin ilk sınavı, Avrupa Birliği meselesiydi. Hem Erdoğan hem Gül'ün canla başla bu işe girmeleri iç kamuoyunda önemli bir sempati oluşturdu.

Bu sempati dolayısıyla birçok acemilik, kişisel ya da siyasi gaf görmezden gelindi, küçük uyarılarla geçiştirildi.


Üç acil mesele
Şu anda hükümetin önünde üç önemli ve acil mesele durmaktadır.

Kıbrıs meselesini hükümet henüz gerçek anlamıyla "kavramış" değildir. Hükümet üyelerinden, bu meselenin sahibi olması gerekenler farklı açıklamalarla belirli bir politika olmadığının kanıtlarını sergilemişlerdir.

Kıbrıs'ta, şubat ayı sonuna kadar bir çözüm olmazsa Kıbrıs Rum Kesimi, tek başına ama Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Avrupa Birliği üyesi olacaktır. Kıbrıs Rum kesiminde, örneğin basını izleyenler, Rum tarafının asıl isteğinin bu olduğunu görürler.


Yine mi "karanlık güçler"
Irak savaşına da çok az bir süre kaldığı anlaşılmaktadır. Bu savaşa ilişkin hükümet politikasının da "dalgalanma" halinde olduğu izlenmektedir. Bunun en önemli örneği, gerilimin bu aşamasında Bağdat'a bir bakan başkanlığında büyük bir ticari heyetin gönderilmesidir. Aynı anda Musul-Kerkük tartışmasının yapılması yine "politika boşluğu" nu göstermektedir.

Üçüncü mesele, hep gündemin ön sırasında yer alan ekonomidir. Döviz yükselmekte, resmi enflasyon oranı yüzde 30'a inmesine rağmen faizler yüzde 60 düzeyinde seyretmektedir. Hükümet ve hükümete yakın "çevreler" durumu kavrayamayan her iktidarın yaptığını yapmakta, "karanlık güçleri" suçlamaktadır.


Ülke de savrulur
Şu andaki "kavramama" durumunun sürmesi halinde, Irak savaşının etkilerine bağlı olarak yeni bir ekonomik krizle karşılaşılması da mümkündür.
Ama gelişmeler karşısında AKP hükümeti, Özal üslubuyla çalışmak şöyle dursun, bir yandan diğer yana savrulmaktadır. Böyle savrulmanın yakın tarihimizdeki en açık örnekleri Erbakan'in başbakanlığında yaşanmıştır.

Bu kritik dönemde savrulan bir hükümet, hele iki aylıksa, ülkeyi de fena halde savurur.

DİĞER YENİ YAZILAR