Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın eşinin ve kızlarının giyimleri konusunda yazdıklarımıza şöyle bir tepki geldi: “Tabii ki bu biraz Arap tarzı bir giyim, ama bunların üzerinde durmak, bunları yüksek sesle eleştirmek, sürekli gündeme getirmek sonuçta darbeye davetiye çıkartmaktır...”
O sırada bir ajans haberi düştü:
Antalya’da dördü liseli beş genç Ramazan’da içki içtiği için tartıştıkları bir kişiyi döverek öldürdü.
Ne yazık ki tekrar, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri çeşitli şekillerde yaşadığımız bir ikileme döndük.
* Siyasal İslam kökenli bir siyasi parti iktidarda. Bu partinin bütün üst kademesi siyasal İslamcı partiler içinde yetişmiş.
* Bu partinin iktidarda olması, kimilerinde çeşitli hayaller ve umutlar uyandırmış.
* Bazı bakanlıklarda bütün üst kademe yöneticilerinin eşlerinin başlarının kapalı olması da bir tesadüf olarak görülemez.
* En basit kitaplara bile bol bol dini sözler sokarak çocukları, gençleri etkilemeye çalışan bir anlayışın bir kez daha hortladığı ortada.
Bu küçük marifetler için yabancı yazarlar bile tahrif ediliyor.
* Bir rahip öldürülmüş, bir rahip bıçaklanmış.
* Birçok kurum ve kuruluşta dini vecibelerin ötesine geçen gösteriler yapılıyor.
* Bütün bunların yanında, siyasal İslam çerçevesinde yer alan bir kesime “sermaye aktarımı” yapıldığına ilişkin güçlü iddialar var.
Bütün bunları dile getirmek, hatta yüksek sesle dile getirmek “askere darbe çağrısı” olarak görülemez, görülmemelidir.
Türkiye’de üç buçuk askeri müdahale oldu. 27 Mayıs 1960’ta Silahlı Kuvvetler içinde bir grup, Demokrat Parti iktidarını devirdi, ardından yapılan ilk seçimde DP’nin devamı olan parti, AP birinci oldu.
12 Mart askeri müdahalesi Demirel’e karşı ve ülkede kan dökülmesini önlemek için yapıldı. Bir süre sonra Demirel tekrar iktidar oldu ve bütün ülkede, 1971 öncesiyle kıyaslanamayacak kadar fazla kan döküldü.
12 Eylül 1980 yine bu “kardeş kavgasını” durdurmak gerekçesiyle yapıldı. Sonuç, siyasal İslamın güçlü bir şekilde örgütlenmesi ve büyümesi, bölücü terörün örgütlenmesi ve büyümesi oldu.
28 Şubat 1997’de hedef Erbakan-Çiller ikilisinin iktidardan indirilmesiydi. Bu yapıldı, ama beş yıl sonra Erbakan’ın yanlışlarını eleştiren bir grubun kurduğu parti ezici bir oy oranıyla iktidar oldu. Şu anda da iktidarda.
Askeri darbelerin özeti budur. Ve bu özet, tekrar askeri darbe ile “vatanın kurtarılmasını” isteyenler için hiç de parlak değildir.
Ama bu, meydanın en kaba biçimiyle siyasal İslama ya da yaygın deyimiyle “irtica”ya bırakılacağı anlamına gelmez.
* Siyasal İslamdan gelen zorlamalar Türkiye’nin geleceği için tehlikedir. Çözümü ise tekrar askeri çağırmak hiç değildir.
* Çözüm demokrasinin içindedir, sivil toplumun kendi geleceğine sahip çıkma güdüsündedir.
* Türkiye bu kez kesinlikle “darbe mi irtica mı” ikileminin içinden çıkmak zorunda. Bunun yolu da, bugün AKP’ye alternatif olamayan ufuksuz ve ruhsuz siyasi partilerin yerini, bunun bilincinde olan siyasi hareketlerin almasıdır.

