Oraya düştü

Hintli bilge, öğrencisi olanların, birbirleriyle farklarını ortaya koymalarından hiç hoşlanmazdı. Öğrencilerden biri fazla şık giysilerle gelirse, uygun şekilde onu uyarır, normal gündelik giysilerle gelmesini isterdi

Haberin Devamı

Hintli bilge, öğrencisi olanların, birbirleriyle farklarını ortaya koymalarından hiç hoşlanmazdı.

Öğrencilerden biri fazla şık giysilerle gelirse, uygun şekilde onu uyarır, normal gündelik giysilerle gelmesini isterdi.

Öğrenciler, geldikleri yörelerin yemişlerini hediye olarak getirebilirler ve bunlar mutfağa dahi götürülmez, ortaya konulurdu, isteyen istediği kadar yerdi.

Bazı öğrenciler evlerinde yemek hazırlatıp getirirdi, bunlar da birlikte yenirdi.

Çevredeki zenginlerden de bilgenin öğrencisi olmak isteyenler vardı ama bu fazla eşitlikçi durumdan rahatsız olur, bir iki kez gelirler, sonra bir daha uğramazlardı.

Bir keresinde aynı yörede oturan zengin çiftçilerden biri bilgenin öğrencisi olmaya karar verdi. Derslere gelip gitmeye başladı.

Zengin çiftçi dünyanın bütün sırlarını hızla öğrenmek istiyor, ama bilgeden hiçbir özel ilgi görmüyordu.

Düşündüğü, bilge ile tek başına sohbetler etmek, sormak istediği bütün soruları ona rahatlıkla sormak ve her şeyi bir an önce öğrenmekti.

Bilgenin hediyeden hoşlanmadığını biliyordu. Getirilenler meyve, sebze, ekmek, yemek türü hediyelerdi. Hiç kimse bunlardan daha değerli bir hediye getirmiyordu.

Zengin öğrenci düşündü: Böyle değerli bir bilgenin bile değerli bir hediyeye karşı koyamayacağına, bu konuda insani zaafları olabileceğine hükmetti.

İki bilezik yaptırdı. İkisi de baştan aşağı çok değerli taşlarla bezenmiş, en üstün ustaların elinden çıkmıştı.

Bir gün bilgenin nehrin kenarında yalnız başına oturduğunu gördü, "tam zamanı" diye düşündü ve yanına gitti. Cebinden bilezikleri çıkardı, "Sayın hocam size getirdim" dedi.

Bilge bilezikleri aldı, baktı, birini parmağına taktı ve çevirmeye başladı. Bu hareket öğrenciyi umutlandırdı, bilge bileziğe ilgi göstermişti.

O anda bilezik bilgenin parmağından kurtuldu, fırladı, bir iki kayaya çarptı ve nehre düştü.

Öğrenci hiç düşünmeden bileziğin peşinden gitti. Bileziğin düştüğünü kararladığı noktadan suya girdi, çıktı, girdi, çıktı. Saatlerce aradı ama bileziği bulamadı.

Sonunda pes etti, sudan çıkıp bilgenin yanına geldi. "Hocam, ben oraya düştü diye gördüm, düştüğü yeri tam olarak gördünüz mü" diye sordu.

Bilge "evet" dedi, "tam şuraya düştü" ve elindeki ikinci bileziği de nehre fırlattı.

DİĞER YENİ YAZILAR