Ankara’daki gizli dinleme, izleme rezaletleri yeni başlamadı, ama bu kez zirve yaptı. Bir içişleri bakanı bazı gazetecileri dinletmiş ve dinlettiğini kendisi açık açık da söylemişti.
O zaman bu dinlemelerin bugün ulaştığı noktaya gelebileceğini herhalde kimse tahmin edemezdi.
Ama öyle oldu ve gerçek bir furya başladı. Anlaşıldı ki imkânı olan herkes, istediği herkesi dinletebiliyor, izletebiliyor.
Ne yazık ki dinleme rezaletine gazeteler de uzak duramadı. Birçok gazeteye, “karşı” tarafın dinleme kayıtları ulaşıyordu ve bunlar neyin nesi olduğu araştırılmadan yayınlanıyordu. Kanuna göre suç olan bir fiil öyle yaygınlaştı ki, yargı da bunların peşine düşmeyi bıraktı.
Bu ülkenin başbakanı bile dinlenebiliyor ve bunlar yayınlanabiliyordu.
Gizli dinleme, izleme, kaydetme suçtur. Bunu ancak devletin bazı kurumları, çok sıkı yargı denetimi altında yapabilir. Ama birçok olay dolayısıyla anlaşıldı ki yargı da çoğu kez kendisinden beklenen özen ve dikkati göstermiyor.
Bu olaylar Ankara’da siyaset denilen ya da siyaset sandığımız bazı faaliyetlerin düzeyinin ne kadar düştüğünü de gösteriyor.
Böyle bir siyasi mücadelenin hiçbir ahlak kuralına uymadığını en iyi bilmesi gerekenlerin bu rezaletlere el atmamasının da üzerinde düşünmek gerekiyor.
Orası Ankara. Artık orada geçerli bulunan siyaset anlayışında her türlü vuruş serbest hale gelmiş.
Bu vuruşlara çekinmeden başvuranların son derece basit bir gerekçeleri de var, “ayıp değil mi” diyene, “nasıl yaparsın” diyene “ama onlar da yapıyor” cevabını vererek bu rezaletleri savunuyorlar.
Son kaydın, kendisini “İslamcı” olarak niteleyen çevrelere ait bir internet sitesinde yayınlanmış olması, bu hastalıktan hiç kimsenin korunmalı olmadığını da gösteriyor.
“Ayıp” sözcüğünü epey bir zamandır, sık sık unutuyoruz.
Ankara ise çoktan unutmuş, ilkesiz bir mücadele içinde varlığını sürdürüyor.
Ankara’nın başkent olması, Anayasa’nın değiştirilmez maddelerinden biridir.
Ama herhalde o Ankara bu Ankara değil.
Belki de yapılması gereken Ankara’yı bu hastalıklı halleriyle kendi başına bırakmaktır.

