Oradaki insanlar bekler

Haberin Devamı

Bazı sözlerin yarım yamalak telaffuzu bile insanlarda büyük beklentiler, umutlar yaratır. “Af” bu tür sözlerin belki de birincisidir. İster tutuklu, ister hükümlü, ister herhangi bir davanın sanığı olsun, ceza kanununun hangi maddesinden yatıyor olursa olsun, bu insanlar ve yakınları, “af” kelimesinin civarından geçildiği anda umuda kapılır.

Af, genel af gibi kavramlar bizde de çok tartışıldı, “dışarıdakiler” bu kavram söz konusu olduğunda her zaman ikiye ayrıldı. Herkesin kendi bakış açısına göre af kapsamına girmesini istediği suçlar var, istemediği suçlar var.

Af lafı yine ortada dolandığı bir sırada, şu anda hükümlü durumunda olan bir eski genelkurmay başkanı, “bölücülerle aynı affa tabi olmayı kabul etmeyiz” gibi bir laf etmişti.

Hukukçular da hâlâ “insana karşı suçlar” ve “devlete karşı suçlar” ayırımı üzerinden af meselesini tartışmaya devam ediyor.

TMK’nın değişmesi şart

Başbakan Erdoğan’ın iki gün önce Diyarbakır’da söylediği “dağdakiler iner, cezaevleri boşalır” cümlesi de kaçınılmaz olarak bir af dalgası yarattı. Basit mantıkla, “eğer terör suçlarına bir af gelirse, en azından hafif suçlara da af gelir” fikri hızla tedavüle girdi.

Aslında Başbakan’ın sözlerini daha çok, KCK tutukluları ve elini silaha sürmemiş ama terör örgütü mensubu ya da destekçisi olarak yargılananlar açısından okuduk. Sık sık tekrarlıyoruz, terörle mücadele kanunu yıllardır, silaha el sürmedikleri hâlde siyasi faaliyet yapan, sadece yazı yazmış, konuşmuş binlerce kişiye uygulanmıştır, uygulanmaya devam ediliyor.

Bu kanunda değişiklik yapılması çoktan şart olmuştur, ama siyasi irade henüz kararını vermedi...

Başbakan’ın sözlerinden daha çok, meselenin nasıl çözüleceğinin işaretini aldık, ama bunu bazıları bir “af vaadi” gibi yorumladı.

Şu anda hapishanede bulunan yüz bine yakın tutuklu ve hükümlü “terör, darbe girişimi, cinayet, tecavüz” gibi ağır suçlardan değil, en azından kamu vicdanında “hafif suç” olarak görülebilecek suçlardan yatıyor. Tam bir tasnif hukukçuların işi, ama genel algı açısından böyle bir manzara var.

Türkiye “normalleşme” sürecine girerken, gerçek bir “genel af”fın da gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Bunu, Balyoz, Ergenekon ve benzeri davaları da düşünerek hatırlatıyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR