Başbakan Erdoğan bugün ABD'de olacak. Yapılacak görüşmelerin konuları gizli değildir. Kıbrıs konuşulacak, Irak ve Kuzey Irak konuşulacak, belki biraz da ekonomik destek konuşulacak.
Ekonomi ile ilgili konuşmalar hiç bitmeyecek, bitmesi de mümkün değil. Ama Türkiye'nin ağır gündemindeki, hayatı Türkiye'ye ağırlaştıran Kıbrıs meselesini "herkes" bakımından yararlı adımlarla geride bırakmak için son aşamaya bu hafta giriliyor. Batı; hem ABD hem de Avrupa, Kıbrıs meselesinde çok net tavır almışlardır. Bazılarının uydurduklarının aksine "çözüm" için hareket eden Türkiye'nin eli otuz yıldır ilk kez bu kadar kuvvetlidir. ABD de Avrupa da, Kıbrıs meselesinin "çözülemeyen anlaşmazlıklar" listesinden çıkmasını istemektedir.
Çözüm gerçekleşmesin diye bin dereden su getirenler çıkıp kamuoyuna açık açık şunu söyleyemiyorlar: "Kıbrıs'ı şu anki durumuyla elimizde tutmalıyız. Bunun maliyeti Avrupa'dan uzaklaşmak, ABD ile yeni sorunlar yaşamak, ekonomide bir süre daha sıkıntı, Türkiye'nin demokrasilerle diktatörlükler arasına sıkışmış yalnız bir Ortadoğu ülkesi olması olabilir... Yine de bunu göze almalı, hatta Türkiye'nin bu hedefe doğru ilerlemesi için de Kıbrıs'ta çözüme gidilmemesini ve gerilimin sürmesini sağlamalıyız..."
Bunu söyleyemeyenler sadece kendilerinin akıllı olduğunu sandıkları için de sözde ince bir politika oluşturmaya çalışıyorlar. Satır aralarında söylemek istedikleri şudur:
"Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB üyesi olacağı 1 Mayıs'a kadar görüşme yapılsın, ama somut sonuçlara ulaşılmasın. Avrupa'ya ve dünyaya bizim uzlaşma yanlısı olduğumuz, Rumların olmadığı görüntüsü verilsin. Görüşmelerin uzaması sağlansın. Bu politika, yıl sonunda AB'den görüşme tarihi alma aşamasına kadar götürülsün... Sonra da başımızın çaresine bakarız..."
Davaları aynı!..
Rumların "milliyetçileri" de kendi taraflarında aynı politikayı güdüyorlar. Onlar da 1 Mayıs'a kadar zaman kazanma, sonra da "Türkler uzlaşmıyor" diye bağırıp tek başlarına AB üyesi olma peşinde. Çünkü bu tarih geçildiği anda Kıbrıs Türk toplumunun, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurucu devletlerinden biri olarak yönetim haklarına sahip olması söz konusu değildir.
İki taraftaki fazla "milliyetçiler" aynı politikada buluşmuşlardır. Çözüm istememektedirler. Onlar için önemli olan bugünkü durumun devamıdır. Çünkü böyle bir ortamda varolabilmektedirler ve bu uğurda insanların geleceklerini tehlikeye atmak onlar için önem taşımamaktadır.
İki taraf birbirini tamamladıkları için ikisi birden vardır. Oradakiler basketbol maçına saldırıp "faşist" sloganlarla gösteri yaparak gerilim yaratmakta, bu taraftakiler de "barışırsanız görürsünüz" diye tehdit etmektedir. O taraftakiler "barışırsak Türkler bizi keser" demekte, bu taraftakiler "barışırsak Türkiye'nin bütün güvenliği mahvolur" diye parmak sallamaktadır.
İki tarafı birleştiren en temel nokta ise insanların barış ve huzur içinde, refah içinde birlikte yaşamamaları gerektiğine olan inançlarıdır.
Onların eline kalırsa!
Başbakan Erdoğan bugün ABD'de olacak. Yapılacak görüşmelerin konuları gizli değildir. Kıbrıs konuşulacak, Irak ve Kuzey Irak konuşulacak, belki biraz da ekonomik destek konuşulacak
Haberin Devamı

