Avrupalılar şu anda Türkiye'yi tartışmıyorlar. Türkiye üzerinden kendi geleceklerini tartışıyorlar. Türkiye de onların geleceğinde çok önemli bir yer tutuyor.
Türkiye'nin Avrupa ile müzakerelere başlayabilmesi için gerekli adımları atmış olduğundan kimse kuşku duymuyor. Birçok ülke ile kıyaslandığı zaman, Türkiye çok önemli hukuki ve idari reformları çok kısa sürelerde gerçekleştirdi.
* Avrupa kamuoylarında, özellikle de sağ partiler ve onlara oy veren kesimlerde din meselesinin ağırlığı olduğunu kabul etmek zorundayız.
Bu kesimler, on yıl sonra 80 milyon Müslümanın katılacağı ve bu nüfusun ülkesinin AB'nin en büyük ülkesi olduğu bir Avrupa'dan çekiniyorlar. Onlara göre böyle bir Avrupa; yani en büyük üyesi Türkiye olan ve birliğin toplam nüfusunun yaklaşık dörtte birini Müslümanların oluşturduğu bir Avrupa fikri onlara korkutucu geliyor.
* Türkiye üzerinden tartışılan bir diğer mesele de, gelecekteki Avrupa'nın nasıl bir siyasi birlik olacağı. Bazı kişiler de sınırları bu kadar genişlemiş ve büyük kültür farklarının yaşanmakta olduğu bir Avrupa Birliği'nin kendilerinin özlediği siyasi birliğe ulaşamayacağını düşünüyorlar.
* Türkiye ile birlikte gelen, bir de iş gücüne bağlı nüfus sorunudur. Türkiye'nin genç nüfusunun, yaşlanmış Batı Avrupa ülkelerinde çok hızlı ilerlemesinin ekonomik mantığı olsa da büyük toplumsal sorunlar yaratabileceği korkusu yine Avrupa'nın güncel tartışma konularından biri olmuştur.
Aslolan sürecin başlaması
* Fransa'da ise Türkiye ile Avrupa'nın ilişkileri bir süredir tümüyle bir iç politika malzemesine dönüşmüştür. Türkiye'nin üyeliğine karşı olanlar seslerini öyle yükseltmiştir ki, radikal sağa göz kırpan bütün merkez partileri bu havaya kapılmıştır. Bu ülkede ayrıca Avrupa Anayasası üzerine de büyük bir kavga yaşanmaktadır. Karşı olanlar, Türkiye'yi de bu tartışmanın ve mümkünse referandumun kapsamına sokarak karşı havayı güçlendirmeye çalışmaktadır.
* Avrupa Birliği Komisyonu'nun yarın açıklayacağı Türkiye raporunda tek bir cümle önemlidir. Bu da son cümledir ve burada "Türkiye ile görüşmelerin başlaması önerilir" ifadesinin yer alması kaçınılmazdır.
Bunun dışında, Türkiye için "yeni şart" gibi görünecek olan, ancak aslında Avrupa'nın kendi geleceği ile ilgili kuşkularından kaynaklanan birçok unsurun var olması Türkiye'yi rahatsız etmemelidir.
Elbette raporun her cümlesi, her virgülü noktası didik didik edilerek tahliller, yorumlar yapılacaktır. Ancak bütün bunlar yapılırken olayın esası, yani Türkiye'nin gerçek uyum sürecinin başladığı hususu gözden kaçırılmamalı, ayrıntılar içinde boğulmaktan kaçınılmalıdır.
Önemli olan son cümle...
Avrupalılar şu anda Türkiye'yi tartışmıyorlar. Türkiye üzerinden kendi geleceklerini tartışıyorlar. Türkiye de onların geleceğinde çok önemli bir yer tutuyor
Haberin Devamı

