Önce sessizlik

Haberin Devamı

Kürtlerin örgütlendiği sivil toplum örgütlerinin çağrısına rağmen PKK yine saldırdı. Bu saldırıya bakarak hemen çağrının etkisiz olduğu sonucuna varmak fazla acelecilik olur.

Bugünkü aşamada, önce PKK’nın silahları susturması gerektiği üzerinde geniş bir toplumsal uzlaşma ortaya çıkmıştır. Ancak geçen 26 yılın deneyimleri PKK’nın, çeşitli adlarla eylemleri durdurduğu dönemlerde siyasi iradenin etkili davranmadığının örnekleriyle doludur.

Silahların sustuğu andan itibaren topumun üzerinde yine kolaylıkla birleşeceği bir karar, Kürtleri hedef alan ve rahatsız eden uyduruk soruşturmaların, davaların durdurulmasıdır. Atılacak bu adımın kapsamına Kuzey Irak’tan gelenler de dahildir, KCK adı verilen operasyonlarda gözaltına alınanlar, tutuklananlar da dahildir, eski DTP’lilere açılmış uyduruk davalar da dahildir.

***


Bu ilk aşamanın ardından gelmesi zorunlu olan ikinci aşamadaki adımların neler olduğu da aşağı yukarı bellidir. Birincisi, dağdakilerin inmesini, Kuzey Irak’takilerin gelmesini sağlayacak ve kapsamı da çoktan belli olmuş bir aftır. Kapsamı bellidir, çünkü af meselesi zaten yıllardır kapalı ya da açık olarak tartışılmıştır ve “elini kana bulamamış olanlar”ın tekrar hayata dönmelerini sağlama amacını taşıyacaktır.

Böyle bir af kanunun hazırlıklarına BDP’nin de en etkili şekilde katılması, çalışmaların her aşamasında aktif olması gerekir.

***


Söz konusu aşamalardan geçilirken, özellikle anlamsız böbürlenmelerden, kışkırtıcı beyanların her türlüsünden kaçınmak, herkesin ortak sorumluluğudur.

Geçtiğimiz günlerde Rize Belediye Başkanı’nın ortaya attığı “toplumsal barış için Türkler ikinci eş olarak Kürt kadınlarla evlensinler” türünden “öneriler”le karşılaşıldığında da kötü fıkra muamelesi yapıp ciddiye almamak, yine aynı sorumluluğun bir gereğidir.

Bütün bu adımların atılabilmesi için hâlâ beklenen ilk adım, adına ister “ateşkes” ister “eylemsizlik” ister geçici silah bırakma denilsin, PKK’nın sessizliği sağlamasıdır. Bunu bütün ülke, Kürtler de dahil, şiddetle istiyor ve ifade etmekten de çekinmiyor. Eğer arkasını getiremeyecekse, bu kez sorumluluk en açık ve net haliyle siyasi iradeye ait olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR