Önce katliam sonra bomba

Haberin Devamı

Bu ülke üzerine, bu ülkenin insanları üzerine oynanan oyunlar bir türlü sona ermeyecek.

Son siyasal ve toplumsal gerilimleri aşamamışken, doğru dürüst bir anayasa hazırlamak yerine birbirimizle oynarken, türban meselesini yine içinden çıkılmaz en önemli mesele haline getirmişken... Yine birileri sahneye çıktı.

Önce Beytüşşebap’ta vahim bir katliam yapıldı. Sonra İzmir Buca’da bombalar patladı, yine insan öldü. Her iki olayın ardından bütün gözler PKK ve destekçilerine çevrildi.

***


Türkiye’deki Kürtler için savaştığını iddia eden bir örgüt neden silahlarını çoluk çocuk, Kürtleri öldürmek için kullanıyor?

Burada daha yerel bir hesaplaşma söz konusu olabilir ama aradan iki gün geçmeden İzmir’de çok sayıda insanı öldürmeyi hedefleyen iki bomba patlayınca hedefin daha büyük olduğunu düşünmek zorunda kalıyoruz.

DTP’den çıkan sesler Beytüşşebap katliamını PKK’nın yapmadığına ilişkin iddialar içeriyor. En azından bu aşamada daha iyi araştırma yapılmasını istiyorlar.

Şunu da bunca deneyden sonra iyi biliyoruz ki, PKK gibi örgütler başka güçler tarafından kullanılmaya çok uygun örgütlerdir. Geçen yarım yüzyıl, böyle “kullanılma” durumlarının sayısız örnekleriyle doludur.

PKK’nın da çeşitli ülkelerin istihbarat örgütleriyle ilişkileri olduğuna dair birçok kanıt gösterilmişti. Bu örgütün liderinin Suriye’de korunması, Rusya, İtalya ve Yunanistan’da dolaşabilmesi ancak bazı güçlü korumalarla mümkün olabilir.

***


Katliamı yapanların, bombaları patlatanların hedefi bir tektir: Türkiye’yi gergin bir ortamda yaşatmak, halkta güvensizlik yaratmak ve tedirginliklerin artmasını sağlamak. Her türlü konuşma imkânını yok ederek toplumu düşmanlıklardan oluşan bir korku yumağı halinde tutmak.

Bu hedefi bilmek zor değil. Çünkü bu oyun, bundan önce defalarca sahnelendi ve Türkiye siyasi-toplumsal istikrarsızlıklara sürüklendi. Bugününü ve geleceğini sağlıklı bir şekilde tartışması, herkesin herkesle konuşabilmesi engellendi.

Bu oyunu sahneye koyanlar defalarca başarılı oldu ve Türkiye kısır döngülerde, acılarla, çaresizliklerle yaşamaya mahkûm edildi.

Türk toplumu şu yaşanan katliamların, bombaların, cinayetlerin hedefini bilirse, üstesinden gelme imkânlarını da bulabilir. Bunu sağlama, toplumun güvenini kaybetmesinin önüne geçme görevi siyasi liderliğe aittir. Ancak ortada böyle bir liderlik görünmüyor ve görünmediği sürece de aynı tuzaklara tekrar tekrar düşmek gibi bir kadere razı olmak dışında yapılacak bir şey yoktur. Şer güçleri bir kez daha ülkenin geleceğini karartma işlevlerinde başarılı olurlar.

DİĞER YENİ YAZILAR