AKP on yıl önce kuruldu, bir yıl sonra yapılan genel seçimde tek başına iktidar oldu, o günden bu yana bütün seçimleri kazandı. İki yerel seçim, iki referandum ve üç genel seçimden galip çıkmak, en son seçimde de oyunu yüzde 50’ye yükseltmek tartışılmaz bir başarıdır.
AKP’yi kuranlar, Erbakan’ın liderliğinde, diğer merkez sağ partilerin içinden çıkarak bağımsız bir siyasi hareket olan siyasi İslam’ın geleneksel siyaset anlayışının duvara toslamaya mahkûm olduğunu görmüşlerdi. Bunun çaresi de daha merkezde ve dünyaya açık bir siyasi çizgi olarak ortaya çıktı.
Bu açıdan bakıldığında, AKP’nin genel siyasi hattının, siyasi İslam’dan çok merkez sağ, hatta merkeze yakın bir hat olduğu söylenebilir. AKP liderleri bu hattın adını “muhafazakâr demokrat” olarak koydular.
Bu tanımda, demokratlık muhafazakârlığı zorlayan taraf olduğu kadar, muhafazakârlık da demokratlığı sınırlayan taraf oluyor.
Hem demokratlığı hem muhafazakârlığı ile, “müesses nizam”la çatışan AKP, elli yıllık “askerî vesayet” sistemini sarsar, “yüksek yargı vesayeti”ni yıkarken demokrat yanıyla öne çıktı. Bu da, içine kapanmış kimlik bunalımındaki solu “müesses nizam”ın yanına itmesini ve iktidar alanını genişletmesini sağladı.
AKP’nin “askerî vesayet” ve “yüksek yargı vesayeti” ile çatışmasını demokrat yanına değil, sadece iktidar alanını genişletme hedefine bağlayanlar vardır. Bu sorgulayan bakışın önemli kaynağı da, temel hak ve özgürlüklerde çok kolay sağlanabilecek ilerlemeleri gerçekleştirmede AKP’nin elinin sık sık tutulmasıdır.
Kürt açılımındaki ikircikli siyasetler, özellikle bu konudaki tartışmalarda AKP sözcülerinin dillerinin zaman zaman en kaba devletçi üsluba yönelmesi de dipteki muhafazakârlığın su yüzüne çıkması oluyor.
AKP, Cumhuriyet’in yüzüncü yılına kadar ülkeyi yönetmeye taliptir ve siyasi strateji ve taktiklerini buna göre oluşturmaktadır. Ancak bu on iki yılın ilk dördünde muhafazakârlık ile demokratlıktan hangisinin egemen olacağı, ülkenin de AKP’nin de geleceğini, liderinin tarihe nasıl kayıt edileceğini belirleyecektir.
Gerçekten demokrat bir anayasa, temel hak ve özgürlüklerdeki bütün pürüzlerin kaldırılması ve bunlara bağlı olarak Kürt meselesinin çözülmesi ancak muhafazakârlığını bastırmış ve demokratlığı tartışmasız olarak içine sindirmiş bir siyasi liderlikle mümkündür.
AKP on yılın bilançosunu yaparken işe buradan başlarsa, geçen on yıldaki zaaflarını da doğru tespit edebilir.

