Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Abdullah Öcalan kararı bir "olgunluk sınavı" başlatmıştır. Siyaset ve siyasiler açısından, toplum ve toplumun değişik kesimleri açısından.
Türkiye bu mahkemenin kararlarına uymayı kabul etti ve bugüne kadar da uyguladı. AİHM'nin çeşitli konularda aldığı kararlar gereğince yüksek miktarlarda tazminatlar ödendi.
* Öcalan ile ilgili karar, ne kadar "ince" tartışmalar yapılırsa yapılsın "yargılamanın tekrarı" karandır.
Bu kararı "siyasi" bir çatışmanın malzemesi olarak kullanmak isteyenler var. Radikal sağda ve CHP'de bu olayı bir "milliyetçi kışkırtma" unsuru olarak sömürme işaretleri hemen ortaya çıkü.
Bu kararı başka hedefleri için yeni bir aşama olarak kullanmak isteyecek Kürt milliyetçileri de olacaktır.
İki taraftaki "radikal" unsurların ve "muhalefet yapmak" adına onlarla aynı çizgide yer alan CHP'nin kışkırtma politikalarının tek sonucu, bütün toplumun yeniden ağır bir gerilim ortamına sokulması olur.
Türkiye bu tür gerilimlerden çıkmak için çok uğraştı. Ağır maliyetli gerilimleri yarattıklarına inandığı bütün bir siyasi yapıyı devre dışı bıraktı. Yeniden gerilim siyaseti yürütmeye çalışanların bunu akıllarından çıkarmamaları şarttır.
Öcalan tekrar yargı önüne çıkarılır. Böylece bu konuyu kaşımak, üzerinden çatışma ortamı yaratmak isteyenlere herhangi bir fırsat tanınmamış olur ve olağan bir yargılama süreciyle mesele kapanır.
Sorumluluk siyasilerde
Bu tür "hassas" ve duyguları ayaklandıran konularda sağduyunun egemen olması kolay değildir. Çünkü bu duygusal ortamlardan yararlanmak isteyenler çok olur.
Bunun bir örneği de dün Meclis'te TCK değişikliğini görüşen komisyonda görüldü. AKP'li bir vekil "Ermeni soykırımı olmuştur" diyenlere hapis cezası getiren bir madde önerdi.
"Soykırım yoktur" diyenlere ceza getiren ülkelere, yaptıkları haksızlık ve anti-demokratik uygulama dolayısıyla büyük tepki gösteriyorsunuz, sonra aynı mantıkla aynı yanlışı uygulamaya kalkıyorsunuz.
* Bu, duygusal tepkilerle politika yapmanın ve duygular üzerinden siyasi nema ummanın tipik bir örneğidir.
* Öcalan davası da Türkiye'nin, bütün Türkiye'nin ve bütün Türk halkının çıkarlarını küçük siyasi çıkarların üzerinde tutmak, dar ufuklu duygusal tepkilerin karşısında sağduyuyu egemen kılmak açısından önemli bir sınav olacaktır. Bu sınavın sonucu Türkiye'nin geleceğini belirleyecek, bu topluma ya yine büyük zaman kaybettirecek ya da kazandıracaktır.
Olgunluk sınavı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Abdullah Öcalan kararı bir "olgunluk sınavı" başlatmıştır. Siyaset ve siyasiler açısından, toplum ve toplumun değişik kesimleri açısından
Haberin Devamı

