OHAL isteği

Haberin Devamı

Genelkurmay’ın hükümetten istediği yasal düzenlemelerin bazıları uygulamada sorun yaratmayacak nitelikte. Ama bazıları, özellikle “gözaltı” ve “arama”yla ilgili olanlar tehlikeli kullanımlara açık.

Bu düzenlemeleri tartışırken hatırlanması gereken şudur: Türkiye’nin güneydoğusu uzun yıllar, bugün istenen düzenlemelerin çok daha ağırlarının geçerli olduğu bir ortamda yaşadı.

Sıkıyönetim vardı, olağanüstü hal vardı ve PKK yine eylem yapabiliyordu, yine eleman buluyordu. O yıllar terör örgütünün “büyüdüğü” yıllardır.

PKK’nın son saldırılarının amacı örgütün varlığını hatırlatmak, teröre karşı tavır almaya çalışan Kürt siyasetçileri sindirmek olabilir. Örgüt ayakta olduğunu, hem dağın bir ucunda hem şehrin merkezinde en kanlı şiddet eylemleri yapabilecek güçte olduğunu göstermek istiyor olabilir.

Eğer PKK’nın amacı buysa, olağanüstü tedbirlere yönelmek tam anlamıyla bu amaca uygun davranmak olacaktır. Olağanüstü tedbirler alındığı zaman, PKK bunu kendi gücünün kanıtı olarak görecek ve gösterecektir.

PKK için “ölümcül” durum, şehir desteğinin zayıflaması, dağa çıkan sayısının azalmasıdır. Olağanüstü tedbirlerle bölgede yeni bir “savaş hali” yaratılması ise PKK’nın işine gelecek, böylece şehir desteğini ve militan bulmanın şartlarını kolaylaştıracaktır.

***


Bugün siyasetin görevi, bölgede ve bütün ülkede “savaş hali” yaratılmasını isteyenlerin ekmeğine yağ sürmek değil, her yerde “barış hali” için koşulları ve imkânları sonuna kadar zorlamaktır.

PKK’nın şehir desteğinin azaldığı, dağ kadrolarının zorlandığı dönemler hep “barış hali” için çabaların yoğunlaştığı dönemlerdir.

Bu açıdan baktığımız zaman, terörle ilgili “özel zirveler” yapılması, sürekli olarak yeni tedbirlerden konuşulması bile PKK’ya fazla önem vermek olarak görülebilir.

Şehir desteğinin azaltılması, şehirdekilerin “hayatımı neden tehlikeye atayım” sorusunu sormasıyla mümkündür.

Aynı şey dağa çıkan “ikinci kuşak” için de geçerlidir.

Buna karşılık olağanüstü tedbirler, “seferberlik hali” gibi yanlışlar “ortadakiler” açısından karşı tarafın etkisine açılma ortamlarıdır.

Türkiye’nin bütün siyasi güçleri “savaş hali” değil, “barış hali” için kafa yormakla yükümlüdür. AKP hükümeti pusulasını kaybetmiş olabilir, ama muhalefet partilerinden gelen akıllar da “sokağın duyguları”na uygun “savaş hali” akıllarıdır.

“Barış hali” için ısrarcı olmak, zihinleri bugünkü tıkanmalardan kurtaracak yoldur.

DİĞER YENİ YAZILAR