Evimin yakında bir okul var. Genellikle eğlenen, oynayan çocukların keyifli uğultusu geliyor. Cumaları ve diğer tören günlerinde ise çocukların neşeli uğultusunu bastıran, bağıran öğretmenlerin sesi oluyor.
Çocuklar öğretmenin her dediğini hemen yapmıyor. Eğlenmeyi hemen bırakmak istemiyorlar, haklı olarak. Ama öğretmen sabırsız, hemen hizaya girmelerini, gülmeyi, konuşmayı kesmelerini istiyor. Çocuklar direniyor, öğretmen daha çok bağırıyor.
Onların bağırması çocukları uysallaştırmıyor, öğretmenin talimatlarını dinlemekte yine de acele etmiyorlar. Ama öğretmen bağırıyor...
Bağırmak bir öfke ifadesi, bazen isyan ifadesi, bazen de korunma yöntemi. İnsanın anlık öfkesine yenilerek sesini yükseltmesinin anlaşılır bir yanı var. Bir haksızlığa tepkinin ifadesi olarak bağırmanın anlaşılır çok yanı var.
Ama bir zorunlu ikna, susturma yöntemi olarak, bir korunma yöntemi olarak bağırmanın anlaşılır bir yanı yok. Bu saiklerle bağıranlarla empatiye de gerek yok.
En iyi savunma saldırıdır, diye bir söz vardır. Bağırarak saldırmak, karşısına aldığı neyse ona en baştan hakaret yağdırmak, daha çok bu deyişi bilerek ya da bilmeyerek, bir mücadele yöntemi olarak seçmiş olanların tarzıdır.
Bağıranın amacı korkutmaktır. Karşıdaki, herhangi bir nedenle bağırana aynı şekilde karşılık verme imkânına sahip değilse susar ve bağıran kazanmış olur. Kazanmış görünür, “nasıl da susturdum” diye kendisinden memnun kalır.
Bağıran bir de bağırılandan yukardaysa, bağıranın keyfine diyecek olmaz. Bağırılan çocuklar bağıran öğretmene cevap verme, bağırma imkânına sahip değillerdir. Bağıran öğretmen isterse onların hayatlarını karartır.
Toplumun en etkili ve yetkili kişisi, bağırmayı bir ifade ya da savunma yöntemi olarak benimsemişse, her defasında en yakındakiler, onun görebileceği kadar yakınında olanlar alkış ve desteklerini göstermek zorundadırlar. Yoksa onlara da bağırılır.
Sürekli bağıran, parmağını sallayarak tehdit eden birisinin, en yakın insan çemberi dışındakilerden sempati görmesi kolay değildir.
Birkaç basamak yukarıda duran, kürsüye ve mikrofona hâkim olan bağırınca herkes çekinir, “ben çekinmem” diyenler de çekinir ve iletişim yolları iyice çarpık hale gelir.
Öğretmenim lütfen bağırmayın.
En az bağıran, hatta hiç bağırmayan öğretmenler en sevilen ve sözü en fazla ağırlık taşıyan, dinlenen öğretmenlerdir.

