O ruhun bugünkü hali

Haberin Devamı

Seksen dokuz yıl önce Samsun’da gemiden inenlerin birinin zihninde çok açık bir hedef olduğunu biliyoruz. Mustafa Kemal, tükenmiş bir imparatorluğun içinden modern bir cumhuriyete ulaşmanın yollarını nasıl zorlayabileceğinin hesabını da iyi yapmıştı.

Bu yolların ilk önemli kavşağı “gerçekçi” bir ülke temeli atabilmekti. Bunun için de “ulus-devlet” hedefiyle, sıfırlanmış bir toplumsal yapının yeniden diriltilmesi ve ortak bir ruh içinde kurumlarını güçlendirmesi önemliydi.

***

Mustafa Kemal’in modern bir cumhuriyet kurmak için güç aldığı “ruh” bugün iyi anlaşılmalıdır. Bütün hamasi nutukların, içi boş formüllerin, haşmetli gibi görünen cılız fikirlerin artık geride bırakılması gerekiyor.

Temel kavram “modern cumhuriyet”tir.

“Modern” tanımlamasında demokrasi ve laiklik iç içe geçmiş olarak bulunmaktadır. Mustafa Kemal daha cumhuriyetin kurulmasından iki yıl sonra “çok partili düzen”in ilk denemesine girişecek cesarete sahipti.

Bugün Mustafa Kemal’e bakarken, iki dünya savaşı arasındaki dünyanın koşullarını, büyük güçlerin genç cumhuriyetin yanıbaşındaki egemenlik kavgalarını iyi değerlendirmek şarttır.

Seksen dokuz yıl önceki “ruh”un bugünkü karşılığını bulabilmek için de bugünkü dünyayı, insanlığın ulaştığı yeni değerleri görebilmek ve onların günlük hayattaki karşılıklarını aramak gerekiyor.

***

Tabii şu andaki “memleketin hali” tablosuna baktığımızda toplumun lider saydıklarının seksen dokuz yıl öncesine göre ne kadar “ruh”suz, “vizyon”suz olduğunu görmek umutsuzluklara yol açabilecektir.

Türk toplumu seksen dokuz yıl önce atılmış temeller üzerinde “daha iyi bir dünya”nın ne olduğunu, ne olması gerektiğini görmüştür. Bu arayışlar içinde bazen takılmayı, sendelemeyi ve çapsız liderlerin yarattığı sorunları da bir açıdan doğal karşılamak gerekiyor.

Mustafa Kemal’in seksen dokuz yıl önceki ufkunu asla anlamayan köy-kasaba kültürü zaman zaman bu toplumu etkisi altına almakta, kafasını karıştırmaktadır.

Köy-kasaba kültürü nasıl seksen dokuz yıl önce kendi küçük penceresinden gördüğü dünyadan korkarak Mustafa Kemal’e uzak durduysa bugün de o ruhun karşılığı olan demokrasiden, özgürlüklerden, bugünkü anlamıyla “modernleşme”den ürküyor, elindeki bütün araçlarla ona karşı direniyor.

Seksen dokuz yıl önceki “ruh”un bugünkü halinin ne olduğunu, ne olması gerektiğini gören, bilen bir siyasi önderlik eksikliğini bugün çok daha güçlü olarak hissediyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR